Burun estetiği, burun şeklinin fonksiyonel ve estetik açıdan yeniden yapılandırılmasını amaçlayan cerrahi bir işlemdir. Hem nefes alma sorunlarını gidermek hem de yüzle orantılı bir görünüm elde etmek için uygulanır. Kadın ve erkeklerde kişiye özel planlanır.

Burun eğriliği ve nefes alma problemi yaşayan bireyler için septoplasti ile kombine rinoplasti tercih edilebilir. Bu yöntem, hem estetik hem de sağlık açısından kalıcı çözümler sunar. Operasyon sonrası iyileşme süreci kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.

Ameliyat öncesi dijital planlama teknikleri, hastanın yüz yapısına en uygun burun formunun belirlenmesinde önemli rol oynar. 3D görüntüleme sistemleri ile beklentiler daha net belirlenebilir ve ameliyat sonuçları daha başarılı olur.

Burun estetiği sonrası bakım süreci, sonuçların kalıcılığı açısından kritik öneme sahiptir. Şişliklerin inmesi, dikişlerin iyileşmesi ve burun yapısının oturması belirli bir zaman alır. Doktor önerilerine uyum, iyileşmeyi hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır.

Bilmeniz Gerekenler

Bilgi

Tanım

Burun estetiği (rinoplasti), burnun şeklini, boyutunu veya oranlarını değiştirmek amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir. Hem kozmetik hem de fonksiyonel nedenlerle uygulanabilir.

Ameliyat Türleri

Açık rinoplasti (burun delikleri arasında kesi yapılır), kapalı rinoplasti (kesiler burun içinden yapılır), revizyon rinoplasti (önceki ameliyatın düzeltilmesi).

Uygulama Nedenleri

Burun şeklinin değiştirilmesi, burun ucu kaldırma, burun kemiği törpülenmesi, burun eğriliğinin düzeltilmesi, nefes alma problemlerinin giderilmesi.

Uygun Adaylar

Fiziksel gelişimini tamamlamış bireyler (genellikle 17 yaş ve üzeri), genel sağlık durumu iyi olan kişiler, gerçekçi beklentilere sahip olanlar.

Anestezi Türü

Genel anestezi altında yapılır, bazı küçük işlemler lokal anesteziyle yapılabilir.

Ameliyat Süresi

Genellikle 1 ila 3 saat arasında sürer.

Hastanede Kalış Süresi

Aynı gün taburcu olunabilir veya 1 gece hastanede kalınabilir.

İyileşme Süreci

İlk 1 hafta burun ateli kullanılır, şişlik ve morluklar 2-3 hafta içinde azalır. Nihai sonuçların görülmesi 6-12 ay sürebilir.

Olası Riskler

Kanama, enfeksiyon, anesteziye bağlı komplikasyonlar, asimetri, solunum zorluğu, tatmin edici olmayan estetik sonuçlar, revizyon gereksinimi.

Ameliyat Öncesi Hazırlık

Kan sulandırıcı ilaçların bırakılması, sigaranın kesilmesi, doktorun verdiği tetkiklerin yapılması.

Ameliyat Sonrası Bakım

Burun darbelere karşı korunmalı, burun içine su kaçırılmamalı, güneşten uzak durulmalı, doktor kontrollerine düzenli gidilmelidir.

Alternatif Uygulamalar

Dolgu ile burun şekillendirme (cerrahi olmayan rinomodelasyon), yalnızca sınırlı estetik değişiklikler için uygundur.

Kalıcılık

Cerrahi sonuçlar kalıcıdır; ancak yaşlanma ve travma gibi etkenlerle zaman içinde değişiklik olabilir.

Op. Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ
Kulak Burun Boğaz Uzmanı

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Sümbül Bayraktar Güzeldağ, 1990 yılında Kerkük/Irak’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Kerkük Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İngilizce eğitim aldı ve 2014 yılında başarıyla mezun oldu. 2016-2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı’nda uzmanlık ihtisasını tamamladı. Bu süreçte burun ve yüz estetiği alanında çok sayıda toplantı, eğitim ve kadavra çalışmalarına katılma imkânı buldu. Ardından 2021 yılında Çukurova Devlet Hastanesi’nde Uzman Doktor olarak göreve başladı ve 2021-2025 tarihleri arasında burada çalıştı. Bu dönemde çok sayıda burun estetiği, göz çevresi estetiği, kulak estetiği ve yüz estetiği işlemleri gerçekleştirdi.

Devamını Görüntüle

Burun estetiği sadece dış görünüşü değiştirmek için mi yapılır?

Toplumda yaygın bir kanaat vardır; burun ameliyatı lükstür, sadece görsel bir değişim arzusudur. Oysa kliniğimize başvuran hastaların hikayelerini dinlediğimizde durumun hiç de öyle olmadığını görüyoruz. Pek çok kişi, burnunun şeklinden memnun olmamanın yanı sıra yıllardır kaliteli bir uyku uyuyamadığından, sabahları yorgun uyandığından veya efor sarf ederken hemen tıkandığından şikayet eder.

Burun, sadece havayı içeri alan bir boru değildir. O, havayı ısıtır, nemlendirir, temizler ve akciğerlere en ideal formda gönderir. Eğer burnun dış çatısında bir eğrilik veya çöküklük varsa, bu durum içerideki hava akışını da bozar. Dolayısıyla estetik gibi görünen bir sorun, aslında ciddi bir sağlık probleminin dışa vurumu olabilir. Bizim amacımız, bu iki sorunu birbirinden ayırmak değil aynı potada eritmektir.

Hastalarımızın bize en sık ilettiği şikayetler şunlardır:

  • Burun sırtı kemeri
  • Burun ucu düşüklüğü
  • Burun eğriliği
  • Burun deliklerinde asimetri
  • Kronik burun tıkanıklığı
  • Ağzı açık uyuma
  • Horlama
  • Koku alma bozuklukları

Gördüğünüz gibi liste hem şekil hem de işlevle ilgili maddelerle dolu. Rinoplasti, kişinin aynadaki görüntüsüyle barışmasını sağlarken, aynı zamanda vücudunun oksijen satürasyonunu artırarak genel yaşam kalitesini yükselten bir müdahaledir. Sadece dışarıyı düzeltip içeriyi ihmal etmek, binanın dış cephesini boyayıp temeldeki çatlakları görmezden gelmeye benzer. Bu yüzden estetik kaygılarla yola çıkılan bu yolculukta, fonksiyonel iyileşme bizim için vazgeçilmez bir hedeftir.

Estetik kaygılar ve nefes alma problemleri aynı seansta çözülebilir mi?

Hastalarımızdan en sık duyduğumuz sorulardan biri de şudur: “Hocam, estetik olurken nefes sorunumu da halledebilir miyiz?” Cevabım her zaman net ve güçlü bir “Evet”tir. Hatta daha da ileri giderek şunu söyleyebilirim: İdeal olan bu iki işlemin mutlaka aynı anda yapılmasıdır.

Burnun anatomisi bir bütündür. Burnun içini ikiye ayıran “septum” dediğimiz kıkırdak ve kemik duvar, aynı zamanda burnun dış çatısını ayakta tutan ana kolondur. Eğer hastanın burnunda dışarıdan görülen bir eğrilik varsa, bu septumun da içeride eğri olduğu anlamına gelir. Sadece dışarıyı düzeltmeye çalışmak, içerideki eğriliği (deviasyonu) maskelemekten öteye gitmez ve zamanla burun eski eğri haline dönmeye çalışır.

Tersi durumda sadece içerideki kemiği düzeltip (septoplasti) dışarıdaki eğriliği bırakmak da hava yolunun tam açılmasını engeller. Çünkü hava akımı, burnun dış duvarlarının açısına göre yönlenir. Bu nedenle biz cerrahlar için “septorinoplasti” dediğimiz, yani hem iç hem dış yapının aynı seansta onarılması işlemi altın standarttır.

Bu entegre yaklaşımın hastaya sağladığı en büyük avantaj, tek bir anestezi ve tek bir iyileşme süreci ile tüm sorunlardan kurtulmaktır. Ayrıca cerrahi teknik açısından da büyük bir avantajımız vardır. Nefes açmak için içeriden çıkardığımız eğri kıkırdakları atmayız; onları burnun ucunu şekillendirmek, zayıf bölgeleri desteklemek veya asimetrileri düzeltmek için “yedek parça” olarak kullanırız. Yani sizin nefesinizi tıkayan o fazlalıklar, estetik burnunuzun temel yapı taşlarına dönüşür. Bu dokuya saygı duyan ve eldeki malzemeyi en verimli şekilde kullanan bir cerrahi sanattır.

Modern rinoplastide kullanılan ‘Piezo’ teknolojisi nedir ve klasik yöntemlerden farkı nelerdir?

Burun estetiği denilince insanların aklına gelen o eski, korkutucu çekiç ve keski sesleri artık tarih oluyor. Teknolojinin tıbba en büyük armağanlarından biri olan Piezo (Ultrasonik) cerrahi sayesinde, kemik şekillendirme işlemlerinde çağ atladık. Peki, nedir bu Piezo ve neden bu kadar popüler?

Geleneksel yöntemlerde kemikleri kırmak veya şekillendirmek için mekanik aletler kullanılırdı. Bu aletler ne kadar hassas kullanılırsa kullanılsın, bazen kontrolsüz çatlaklara yol açabilir veya kemiğin etrafındaki yumuşak dokulara zarar verebilirdi. Piezo ise ultrasonik ses dalgalarının gücünü kullanır.

Bu teknolojinin en büyüleyici özelliği “seçici geçirgenlik” prensibidir. Piezo cihazının ucu, sadece sert doku olan kemiği kesmek veya törpülemek üzere programlanmıştır. Cihaz, yumuşak dokuya, yani cilde, damara, sinire veya burun içi zarına temas ettiğinde çalışmayı durdurur. Bu cerrahın mikron düzeyinde bir hassasiyetle çalışmasına olanak tanır. Adeta bir heykeltıraşın mermeri işlemesi gibi, biz de burun kemiklerini kırmadan, nazikçe şekillendiririz.

Piezo yönteminin sağladığı avantajlar şunlardır:

  • Milimetrik hassasiyet
  • Yumuşak doku koruması
  • Daha az travma
  • Kontrollü kemik kesisi
  • Pürüzsüz kemik yüzeyi

Özellikle kemerli burunların törpülenmesinde veya geniş burunların daraltılmasında Piezo bize inanılmaz bir kontrol sağlar. Klasik yöntemlerde oluşabilen “istenmeyen kırık hatları” riski, ultrasonik dalgalar sayesinde neredeyse sıfıra iner. Cerrah olarak benim için ameliyat sırasında gördüğüm o pürüzsüz kemik yapısı, hastamın iyileştiğinde eline gelecek olan pürüzsüz burun sırtının garantisidir. Bu teknoloji, sadece estetik sonucu iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda burnun yapısal stabilitesini de korumamıza yardımcı olur.

WhatsApp

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.

WhatsApp İletişim

Ameliyat sonrası morluk ve şişlikten korkmalı mıyım?

Rinoplasti olmayı düşünen hemen herkesin kabusu, ameliyat sonrası “panda gözü” gibi morarmış ve şişmiş bir yüzle uyanmaktır. Bu korku, geçmiş yıllarda yapılan cerrahilerin travmatik doğasından kaynaklanan, haklı ama artık güncelliğini yitirmekte olan bir endişedir. “Hocam, çok moraracak mıyım?” sorusuna artık çok daha rahatlatıcı cevaplar verebiliyoruz.

Morluk ve şişliğin temel sebebi, kemiklere müdahale edilirken çevredeki damarların hasar görmesi ve doku arasına kan sızmasıdır. İşte az önce bahsettiğimiz Piezo teknolojisi tam da burada devreye girer. Ultrasonik dalgalar yumuşak dokuya ve damarlara zarar vermediği için, ameliyat sırasındaki kanama miktarı son derece azdır. Kanamanın az olması, ameliyat sonrasında oluşacak morluğun da minimal olması anlamına gelir.

Elbette her cerrahi müdahale vücut için bir travmadır ve vücut buna bir miktar ödemle (şişlikle) tepki verir. Ancak modern tekniklerle bu tepkiyi minimumda tutmayı başarıyoruz. Hastalarımızın büyük bir kısmı, ameliyat sonrası hiç morluk yaşamadan veya sadece hafif sararmalarla süreci atlatabiliyor. Şişlikler ise ilk birkaç gün zirve yapsa da hızla inmeye başlar.

Bu süreci daha da konforlu hale getirmek için hastalarımıza önerdiğimiz bazı uygulamalar şunlardır:

  • Düzenli buz uygulaması
  • Başı yüksekte tutarak uyuma
  • Tuz tüketimini azaltma
  • Bol su içme
  • Ananas veya bromelain takviyeleri
  • Sıcak ortamlardan kaçınma

Bu basit ama etkili önlemlerle birleşen hassas cerrahi teknikler, iyileşme sürecini dramatik bir şekilde hızlandırır. Hastalarımız genellikle birinci haftanın sonunda, atelleri çıktığında sosyal hayatlarına dönebilecek kadar iyi hissederler. Artık burun estetiği sonrası haftalarca eve kapanmak gerekmiyor; teknoloji ve tecrübe sayesinde çok daha hızlı ve konforlu bir iyileşme süreci sunabiliyoruz.

Koruyucu rinoplasti (Dorsal Preservasyon) tekniği nedir ve burnun doğallığı nasıl sağlanır?

Son yıllarda burun estetiği felsefesinde devrim niteliğinde bir değişim yaşandı. Eskiden burnu küçültmek için “rezeksiyon” yani çıkarma ve kesme yöntemleri ağırlıktaydı. Burun sırtı kesilir, kemer alınır ve sonra çatı yeniden kapatılırdı. Ancak günümüzde “Koruyucu Rinoplasti” veya literatürdeki adıyla “Dorsal Preservasyon” yaklaşımı ön plana çıktı. Bu felsefenin temeli şudur: “Yıkıp yeniden yapma, var olanı koruyarak şekillendir.”

Bunu bir evin tadilatına benzetebiliriz. Eskiden evin çatısını tamamen söküp yeniden yapıyorduk. Koruyucu rinoplastide ise çatıyı (burun sırtını) hiç ellemiyoruz. Bunun yerine, evin temellerinden veya alt katlarından (septum ve yan duvarlardan) kontrollü bir şekilde parça çıkararak, çatıyı bir asansör gibi aşağıya indiriyoruz.

Bu tekniklerde kullandığımız yöntemler şunlardır:

  • Let-down (Düşürme)
  • Push-down (Bastırma)

Bu yaklaşımın en büyük avantajı, burnun doğal anatomik yapısının, bağlarının ve ışık yansımalarının korunmasıdır. Burun sırtına dokunulmadığı için, ameliyat sonrasında burun “yapılmış” gibi durmaz, aksine tamamen doğal görünür. Ayrıca “Keystone” dediğimiz, kemik ve kıkırdağın birleştiği o kritik kilit noktası zarar görmediği için, burnun yapısal sağlamlığı da maksimum düzeyde kalır. İleride oluşabilecek çökme veya mandal burun deformitesi gibi riskler bu teknikle minimize edilir. Hastalarımızın en çok arzu ettiği “doğal ama güzel” sonuca ulaşmak için koruyucu rinoplasti elimizdeki en güçlü enstrümanlardan biridir.

Burnun içindeki kemik ve kıkırdak eğrilikleri (Deviasyon) dış görünüşü etkiler mi?

Bir binanın temeli eğriyse, o binanın dışarıdan düzgün görünmesi mümkün müdür? Burun için de aynı kural geçerlidir. Burnun içindeki orta direk (septum) eğri olduğunda, bu durum genellikle burnun dış aksında da bir sapmaya neden olur. C veya I şeklinde eğilmiş, sağa veya sola yatmış burunların temel sebebi, içerideki bu iskeletsel bozukluktur.

Bu tür vakalarda sadece kamuflaj yapmak, yani eğri olan yerlere kıkırdak koyarak düz göstermeye çalışmak kalıcı bir çözüm değildir. Biz cerrahlar, sorunu kökünden çözmek için “Asimetrik Dorsal Preservasyon” gibi ileri tekniklere başvururuz.

Bu karmaşık işlemde, burnu orta hatta getirmek için her iki tarafa farklı manevralar uygularız. Örneğin burnun yattığı kısa tarafa “bastırma” tekniği uygularken, uzun kalan tarafa “düşürme” tekniği uygulayarak burun piramidini bir bütün olarak yüzün merkezine taşırız.

Bu teknikle elde ettiğimiz kazanımlar şunlardır:

  • Yüz simetrisinin sağlanması
  • Hava yollarının eşitlenmesi
  • Kalıcı düzgünlük
  • Fonksiyonel iyileşme

Böylece hasta hem estetik olarak tam karşıdan bakıldığında ok gibi düz bir burna sahip olur, hem de içerideki hava tünelleri eşitlendiği için her iki burun deliğinden de konforlu bir şekilde nefes alabilir. Eğri burunlar rinoplastinin en zorlu vakalarıdır, ancak bu modern teknikler sayesinde başarı oranımız oldukça yüksektir.

WhatsApp

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.

WhatsApp İletişim

Burun eti büyümesi (Konka Hipertrofisi) nedir ve rinoplasti ile birlikte nasıl tedavi edilir?

Burnun içinde, yan duvarlarda yerleşmiş “konka” adını verdiğimiz, halk arasında “burun eti” olarak bilinen yapılar vardır. Bunlar kesinlikle “geniz eti” ile karıştırılmamalıdır; konkalar her sağlıklı insanda bulunur ve hayati görevleri vardır. Burun etleri, adeta birer radyatör peteği gibi çalışarak soluduğumuz havayı ısıtır, nemlendirir ve filtreler.

Ancak bazı durumlarda bu etler gereğinden fazla büyüyerek (hipertrofi) hava yolunu tıkayabilir. Kemik yapıyı ne kadar düzeltirsek düzeltelim, eğer bu etler şişse, hasta yine “burnum tıkalı” hissiyatından kurtulamaz. Bu nedenle estetik ameliyat sırasında mutlaka konkalara da müdahale ederiz.

Burun etlerinin büyümesine neden olan faktörler şunlardır:

  • Alerjik rinit
  • Hava kirliliği
  • Sigara dumanı
  • Burun spreyi bağımlılığı
  • Hormonal değişimler
  • Sinüzit enfeksiyonları

Tedavide güncel altın standart, “Endoskopik Radyofrekans” yöntemidir. Burun içi derin ve karanlık bir tünel gibidir. Çıplak gözle sadece giriş kısmını görebiliriz. Oysa tıkanıklık genellikle arka bölgelerdedir. Endoskop (kamera) yardımıyla burnun en derin noktalarına kadar girer ve radyofrekans enerjisi ile bu etleri kontrollü bir şekilde küçültürüz.

Burada amaç eti tamamen yok etmek değil hacmini azaltarak hava yolunu açmaktır. Radyofrekans, dokuya zarar vermeden, kanamasız ve acısız bir şekilde büzüşme sağlar. Estetik cerrahi ile entegre edilen bu 10-15 dakikalık işlem hastanın ömür boyu rahat nefes almasını sağlayan kilit dokunuşlardan biridir.

İyileşme süreci nasıldır ve sosyal hayata ne zaman dönülebilir?

Ameliyat kararı alan hastaların en çok merak ettiği konulardan biri de zamanlamadır. “İşe ne zaman dönerim?”, “Ne zaman spor yapabilirim?” gibi sorularla sıkça karşılaşıyoruz. İyileşme süreci kişiden kişiye değişmekle birlikte genel bir takvimden bahsetmek mümkündür.

İlk hafta, sabır haftasıdır. Burnunuzun üzerinde koruyucu bir atel ve içinde nefes almanızı sağlayan silikonlar bulunur. Eski usul bez tamponlar artık kullanılmadığı için, tampon çıkarma korkusu da tarihe karışmıştır. Genellikle 7. günde bu atel ve silikonları alırız. İşte o an, hastanın yeni burnuyla ilk tanışma anıdır ve en heyecanlı kısımdır. Atel çıktıktan sonra, yüzünüzde belirgin bir morluk kalmamış olacağı için sosyal hayatınıza rahatlıkla dönebilirsiniz.

Ancak burnun tam şeklini alması uzun bir maratondur. Birinci ayda ödemlerin büyük kısmı iner, ancak burun ucu hala biraz sert ve hissiz olabilir. Tam iyileşme ve burnun en zarif halini alması 6 ay ile 1 yıl arasında sürer.

Bu süreçte dikkat etmeniz gerekenler şunlardır:

  • Gözlük kullanımı
  • Ağır sporlar
  • Doğrudan güneş ışığı
  • Darbe riski olan aktiviteler
  • Aşırı sıcak banyo
  • Sümkürme hareketleri

Hastalarımıza her zaman söylediğim gibi, cerrahi başarının yarısı masada, diğer yarısı ise ameliyat sonrası bakımdadır. Doktorunuzun önerilerine harfiyen uymak, sürecin sorunsuz tamamlanması için hayati önem taşır.

Daha önce ameliyat olmuş kişilerde ‘Revizyon Rinoplasti’ neden gerekebilir?

Ne yazık ki her ameliyat her zaman istenilen sonucu vermeyebilir. Bazen estetik beklentilerin karşılanamaması, bazen iyileşme dokusunun (skar) aşırı reaksiyon vermesi, bazen de ilk ameliyatta fonksiyonel sorunların tam çözülememesi nedeniyle ikinci bir ameliyat gerekebilir. Buna “Revizyon Rinoplasti” diyoruz.

Revizyon cerrahisi, ilk ameliyata göre teknik olarak daha zorlayıcıdır. Çünkü içerideki doğal anatomi değişmiş, dokular yapışmış ve en önemlisi, inşaat malzemesi olarak kullanacağımız kıkırdak rezervleri tükenmiş olabilir.

Revizyon gerektiren başlıca durumlar şunlardır:

  • Burun ucu düşmesi
  • Devam eden eğrilik
  • Nefes alma güçlüğü
  • Burun sırtı düzensizlikleri
  • Aşırı kalkık burun ucu
  • Burun kanadı çökmesi

Bu tür durumlarda genellikle kulak arkasından veya kaburga kıkırdağından doku nakli (greft) yapmamız gerekebilir. Bu kulağa korkutucu gelse de vücudun kendi dokusu olduğu için en sağlıklı ve kalıcı çözümdür. Revizyon ameliyatı için genellikle ilk ameliyatın üzerinden en az bir yıl geçmesini bekleriz ki dokular tamamen iyileşmiş ve yumuşamış olsun. Deneyimli ellerde ve doğru planlamayla, revizyon ameliyatlarında da son derece yüz güldürücü sonuçlar almak mümkündür.

Burun estetiği, bilim ve sanatın buluştuğu, insanın yaşamına hem sağlık hem de güzellik katan özel bir alandır. Modern teknikler ve bütüncül yaklaşımla, artık hastalarımıza çok daha konforlu bir süreç ve öngörülebilir sonuçlar sunabiliyoruz. Unutmayın en güzel burun, yüzünüze en çok yakışan ve size derin bir nefes aldıran burundur.

Sıkça Sorulan Sorular

Burun estetiği sonrası ilk şişlikler ve morluklar genellikle 1-2 hafta içinde azalır. Ancak burnun tamamen oturması ve nihai şeklini alması 6 ila 12 ay sürebilir.

Evet, fonksiyonel burun estetiği sırasında burun kemiği eğriliği, septum deviasyonu ve burun eti problemleri düzeltilerek hem estetik hem de nefes alma fonksiyonu iyileştirilebilir.

Uygun cerrahi teknikler ve yeterli destek yapıları kullanıldığında burun ucu düşmesi riski oldukça düşüktür. Deneyimli cerrahlar bu riski en aza indirecek planlamayı yapar.

Burun estetiği hamilelik sırasında yapılmaz. Gebelik planlayan kişilerin ameliyatı önceden yaptırması ve iyileşme sürecini tamamladıktan sonra hamile kalması önerilir.

İlk yıl içinde ödemin çözülmesine bağlı küçük değişiklikler olabilir. Ancak travma veya ciddi yapısal sorunlar olmadıkça burnun nihai şekli kalıcıdır.

Ameliyatın kapsamı, kullanılan teknik, cerrahın tecrübesi, hastanenin koşulları ve ek fonksiyonel işlemler fiyatları etkileyen başlıca faktörlerdir.

Hafif yürüyüş gibi aktiviteler genellikle 1 hafta sonra yapılabilir. Ağırlık kaldırma, koşu ve darbe riski olan sporlar için en az 6 hafta beklenmelidir.

Burun estetiği ameliyatı ortalama 1,5 ila 3 saat sürer ve genellikle genel anestezi altında gerçekleştirilir.

Baş yukarıda olacak şekilde dinlenmek, soğuk uygulama yapmak ve doktorun önerdiği ilaçları düzenli kullanmak ödemin daha hızlı azalmasına yardımcı olur.

Sigara kan dolaşımını bozarak iyileşmeyi yavaşlatır ve komplikasyon riskini artırır. Ameliyat öncesi ve sonrası en az birkaç hafta sigara kullanılmaması önerilir.