Burun eğriliği, burun içindeki kıkırdak ve kemik yapının orta hattan sapmasıyla oluşur ve çoğunlukla nefes alma zorluklarına neden olur. Septum deviasyonu olarak bilinen bu durum, doğumsal olabileceği gibi travmalar sonrası da gelişebilir ve cerrahi müdahale ile düzeltilebilir.
Septum deviasyonu belirtileri arasında tek taraflı burun tıkanıklığı, kronik burun akıntısı, geniz akıntısı ve horlama yer alır. Bu semptomlar, bireyin yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebilir ve zamanla daha kompleks solunum problemlerine yol açabilir.
Burun eğriliği tedavisinde en etkili yöntem septoplasti ameliyatıdır. Bu operasyonda eğri kıkırdak ve kemik dokular düzeltilerek hava yolu açıklığı sağlanır. Genellikle genel anestezi altında yapılan işlem sonrası hastalar kısa sürede günlük yaşantılarına dönebilir.
Tedavi edilmeyen burun eğriliği, kronik sinüzit, sık baş ağrısı ve ağızdan soluma gibi uzun vadeli sağlık sorunlarına neden olabilir. Estetik kaygılarla birlikte işlevsel problemlerin giderilmesi amacıyla rinoplasti ile kombine cerrahiler de tercih edilebilir.
|
Bilmeniz Gerekenler |
Bilgi |
|
Tanım |
Burun eğriliği (deviasyon), burun septumunun (burnu ikiye ayıran kıkırdak ve kemik yapı) orta hattan sapmasıdır. Solunum problemlerine ve estetik bozukluklara yol açabilir. |
|
Türleri |
Septum deviasyonu (iç eğrilik), nazal kemik eğriliği (dış eğrilik) veya her ikisinin birlikte görüldüğü durumlar. |
|
Belirtiler |
Burun tıkanıklığı, ağızdan nefes alma, horlama, tekrarlayan sinüzit, baş ağrısı, burun kanaması, burun akıntısı. |
|
Nedenleri |
Doğuştan gelen yapısal bozukluklar, doğum sırasında travma, burun travmaları (darbe, kırık), gelişimsel nedenler. |
|
Tanı Yöntemleri |
Fizik muayene, endoskopik burun muayenesi, bilgisayarlı tomografi (BT), röntgen. |
|
Tedavi Seçenekleri |
Medikal tedavi (geçici rahatlama sağlar), cerrahi tedavi (septoplasti, septorinoplasti) ile kalıcı düzeltme. |
|
Septoplasti |
Septumun düzeltilmesi için yapılan cerrahi işlem. Genellikle içten yapılan kesilerle gerçekleştirilir. |
|
Septorinoplasti |
Hem septum eğriliğinin hem de burun şeklinin aynı anda düzeltildiği cerrahi yöntem. |
|
Anestezi Türü |
Genellikle genel anestezi, bazı durumlarda lokal anestezi ile uygulanabilir. |
|
Ameliyat Süresi |
30 dakika ile 2 saat arasında değişir. |
|
İyileşme Süreci |
Burun tamponları genellikle 1-3 gün içinde çıkarılır. Şişlik ve tıkanıklık birkaç hafta sürebilir. Tam iyileşme birkaç ayı bulabilir. |
|
Olası Riskler |
Kanama, enfeksiyon, septum perforasyonu, tatmin edici olmayan sonuç, burun tıkanıklığının devam etmesi, nadiren koku alma bozukluğu. |
|
Ameliyat Öncesi Hazırlık |
Kan sulandırıcı ilaçların bırakılması, sigaranın bırakılması, gerekli tetkiklerin yapılması. |
|
Ameliyat Sonrası Bakım |
Burna darbe alınmamalı, ağır egzersizden kaçınılmalı, düzenli doktor kontrolü yapılmalı, reçeteye uygun şekilde burun yıkama ve ilaç kullanımı sağlanmalıdır. |
|
Kalıcılık |
Cerrahi düzeltme kalıcıdır, ancak yeni travmalar veya iyileşme sürecindeki komplikasyonlar sonucu tekrar eğrilik gelişebilir. |
Op. Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ
Kulak Burun Boğaz Uzmanı
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Sümbül Bayraktar Güzeldağ, 1990 yılında Kerkük/Irak’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Kerkük Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İngilizce eğitim aldı ve 2014 yılında başarıyla mezun oldu. 2016-2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı’nda uzmanlık ihtisasını tamamladı. Bu süreçte burun ve yüz estetiği alanında çok sayıda toplantı, eğitim ve kadavra çalışmalarına katılma imkânı buldu. Ardından 2021 yılında Çukurova Devlet Hastanesi’nde Uzman Doktor olarak göreve başladı ve 2021-2025 tarihleri arasında burada çalıştı. Bu dönemde çok sayıda burun estetiği, göz çevresi estetiği, kulak estetiği ve yüz estetiği işlemleri gerçekleştirdi.
Devamını GörüntüleBurun Eğriliği Neden ve Nasıl Oluşur?
Burun eğriliğinin kökenine indiğimizde karşımıza genellikle iki temel senaryo çıkar. Bunlardan ilki, tamamen bizim dışımızda gelişen genetik mirastır. Anne karnındaki gelişim sürecinde, yüz kemikleri şekillenirken burun septumu da oluşmaya başlar. Septumun ön kısmı kıkırdak, arka kısmı ise kemik dokudan oluşur. Bazen genetik kodlar nedeniyle bu dokular, kendilerini çevreleyen çerçeveye göre daha hızlı büyür. Sınırları belli olan bir alanın içinde aşırı büyüyen kıkırdak, gidecek yer bulamaz ve mecburen bükülür, kıvrılır veya “S” çizmeye başlar. Bu durum ergenlik dönemindeki hızlı boy atma süreçlerinde daha da belirginleşebilir.
İkinci ve belki de en sık karşılaşılan neden ise travmalardır. Travma denince aklınıza sadece büyük trafik kazaları veya sert spor yaralanmaları gelmesin. Aslında hikaye çok daha eskiye, hatta doğum anına kadar uzanabilir. Zorlu bir doğum sırasında bebeğin burnuna gelen baskı, o an fark edilmese bile kıkırdak hafızasında bir iz bırakır. Çocukluk çağında oyun oynarken düşmeler, burnun yere çarpması veya arkadaş çarpışmaları, o an için “geçti bitti” sanılan ama yıllar içinde büyüyen sorunların tohumunu atar.
Burnun büyüme merkezleri darbe aldığında, gelişimin yönü değişir. Kıkırdak bir tarafa doğru eğilirken, diğer taraftaki hava yolu kompanse etmek amacıyla genişler. Ancak vücut boşluk sevmez; genişleyen taraftaki burun etleri (konkalar) şişerek o boşluğu doldurur. Sonuç olarak hasta, hem eğriliğin olduğu taraftan hem de etlerin şiştiği diğer taraftan nefes alamaz hale gelir. Bu anatomik bozukluklar, sadece hava yolunu tıkamakla kalmaz, burnun dış görünüşünü de bozar. İçerideki direk eğri ise, çatının yani burnun dışının da eğri görünmesi kaçınılmazdır.
Septum Deviasyonu Belirtileri Nelerdir?
Burun eğriliği kendini her hastada farklı bir tabloyla gösterir. Kimi hastalarımız sadece tek taraflı tıkanıklıktan şikayet ederken, kimileri nefes almakta güçlük çektiğinin farkında bile olmayabilir çünkü hayatları boyunca hiç tam kapasiteyle nefes almamışlardır. Ancak vücut, oksijen açlığını farklı sinyallerle bize anlatmaya çalışır.
Septum deviasyonunun yaygın belirtileri şunlardır:
- Burun tıkanıklığı
- Ağız açık uyuma
- Horlama
- Sabah yorgunluğu
- Ağız kuruluğu
- Tekrarlayan sinüzit
- Geniz akıntısı
- Baş ağrısı
- Koku alma bozukluğu
- Burun kanamaları
- Öksürük nöbetleri
Bu belirtilerin her biri, aslında vücudun “yeterince hava alamıyorum” deme şeklidir. Örneğin gece uykusu sırasında burundan rahat nefes alamayan bir kişi, refleks olarak ağzını açar. Ağız solunumu, havanın ısıtılmadan, nemlendirilmeden ve filtrelenmeden doğrudan akciğerlere gitmesine neden olur. Bu durum farenjit gibi boğaz enfeksiyonlarına davetiye çıkarır. Daha da önemlisi, ağız açık uyumak, dilin arkaya kaçmasına ve hava yolunu daraltmasına yol açarak horlamayı tetikler.
Tedavi edilmeyen ileri derece eğrilikler, uzun vadede “Uyku Apnesi” dediğimiz, uykuda nefesin durması sendromuna zemin hazırlayabilir. Uyku apnesi, gece boyunca kandaki oksijen seviyesinin düşmesine neden olduğu için kalbi yorar, tansiyonu yükseltir ve gün içinde ciddi konsantrasyon bozukluklarına yol açar. Yani basit bir burun eğriliği, aslında kalp sağlığınızdan iş performansınıza kadar hayatınızın her alanını etkileyen sistemik bir sorundur.
Burun Eğriliği Tanısı Nasıl Konulur?
Hastalarımız bazen muayene olmaktan çekinirler, ancak günümüz teknolojisiyle tanı süreci son derece hızlı, ağrısız ve konforludur. Tanı koyarken ilk adımımız, hastamızı dikkatle dinlemektir. Hangi tarafın tıkalı olduğu, şikayetlerin mevsimsel değişimi veya geçmişte alınan darbeler bize yol gösterir.
Ardından fiziksel muayene başlar. Ancak burnun sadece dışına bakmak veya burun deliklerinden ışık tutmak, buzdağının sadece görünen kısmını bize gösterir. Gerçek sorunu görmek için daha derinlere bakmamız gerekir. Bu noktada “Nazal Endoskopi” devreye girer. Ucunda yüksek çözünürlüklü bir kamera ve ışık kaynağı bulunan, kürdan inceliğinde aletlerle burun içine girilir. Bu işlem sırasında hasta herhangi bir acı hissetmez. Endoskopi sayesinde septumun en arka kısımlarındaki kemik çıkıntıları, burun etlerinin büyüklüğü, sinüs kanallarının açıklığı ve geniz bölgesindeki olası sorunlar dev ekranda detaylıca incelenir.
Eğer hastamızda kronik sinüzit şikayeti varsa veya geçirilmiş ciddi travmalar mevcutsa, “Bilgisayarlı Tomografi” (BT) tetkiki isteriz. Tomografi, burnun içindeki kemik ve kıkırdak yapının üç boyutlu haritasını çıkarmamızı sağlar. Hangi kemiğin nereye saptığını, sinüslerin ne kadar dolu olduğunu milimetrik olarak görmek, ameliyat planlamasının kusursuz yapılmasını sağlar. Doğru tanı, doğru tedavinin anahtarıdır; bu nedenle görüntüleme yöntemleri cerrahın pusulasıdır.
WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.
Septorinoplasti Ameliyatı Nedir ve Kimlere Uygulanır?
Burun cerrahisinde kavramlar bazen birbirine karışabilir. Hastalarımız sıklıkla “Ben sadece nefes almak istiyorum, şekli değişmese de olur” veya “Hem nefesim açılsın hem de kemerim gitsin” gibi farklı taleplerle gelirler. İşte bu noktada yapılacak ameliyatın adı ve kapsamı değişir.
Eğer sorun sadece içerideki duvarda (septumda) ise ve burnun dış görünüşünde hiçbir eğrilik ya da estetik kaygı yoksa, yapılan işlemin adı “Septoplasti”dir. Bu tamamen fonksiyonel bir cerrahidir, burnun dış şekli değişmez. Ancak vakaların büyük bir kısmında, içerideki ciddi eğrilikler burnun dış iskeletini de yamultur. Veya hasta nefes alma sorunu yaşarken aynı zamanda burnundaki kemerden, düşüklükten ya da genişlikten de rahatsızdır. İşte hem fonksiyonel sorunun hem de estetik kaygıların aynı seansta, tek bir ameliyatla çözülmesine “Septorinoplasti” diyoruz.
Septorinoplasti, modern cerrahinin en sofistike alanlarından biridir. Çünkü burnu bir bütün olarak ele almayı gerektirir. Sadece içeriyi düzeltip dışarıyı bırakmak, ya da sadece dışını süsleyip içerideki tıkanıklığı açmamak eksik bir iştir. Örneğin “C” şeklinde eğrilmiş bir burnu düşünün. Bu burunda sadece içerideki kıkırdağı düzeltmek, burnun dışındaki eğriliği düzeltmez. Burnun orta hattını bulması, hem nefes yolunun tam açılması hem de yüz estetiğinin sağlanması için dış iskeletin de yeniden yapılandırılması şarttır.
Bu ameliyat, KBB uzmanlığı ile yüz estetik cerrahisi prensiplerinin harmanlandığı bir sanattır. Amaç “ameliyatlı” gibi durmayan, yüzle uyumlu, doğal ve en önemlisi mükemmel nefes alan bir burun elde etmektir. Hastalarımızın çoğu, ameliyat sonrası aynaya baktıklarında “Keşke daha önce olsaydım” derler; çünkü kaliteli nefes almak hayatın rengini değiştirir.
Koruyucu Burun Estetiği (Preservation Rhinoplasty) Teknikleri Nelerdir?
Yıllar içinde burun cerrahisinde felsefe tamamen değişti. Eskiden uygulanan “yıkıcı” teknikler yerini “koruyucu” tekniklere bıraktı. Geleneksel yöntemlerde, burun sırtındaki kemeri yok etmek için kemik ve kıkırdaklar kesilir, burun çatısı açılır ve sonra tekrar kapatılmaya çalışılırdı. Bu durum bazen burun sırtında düzensizliklere, ışık yansımalarının bozulmasına ve iyileşme sürecinin uzamasına neden olabilirdi.
Günümüzde ise “Koruyucu Rinoplasti” (Preservation Rhinoplasty) olarak bilinen bir devrim yaşanıyor. Bu yaklaşımın temel prensibi şudur: “Doğal olanı bozma, sadece yeniden konumlandır.” Burnun sırtındaki o güzel, doğal kavisli yapıyı oluşturan bağları, cildi ve kıkırdak bütünlüğünü korumaya odaklanıyoruz.
Bu kapsamda kullandığımız en güncel teknikler şunlardır:
- Letdown
- Pushdown
- Mixdown
Bu terimler size yabancı gelebilir, hemen bir benzetme ile açıklayalım. Çok katlı bir binanız olduğunu ve bu binanın yüksekliğini azaltmak istediğinizi düşünün. Eski yöntemde en üst katı balyozla kırıp atıyor ve yeni bir çatı yapmaya çalışıyorduk. Letdown ve Pushdown tekniklerinde ise binanın çatısına hiç dokunmuyoruz. Bunun yerine, binanın zeminindeki temellerden kontrollü bir şekilde parça çıkarıyoruz. Böylece tüm binayı, çatısı bozulmadan bir asansör gibi aşağıya indiriyoruz.
Yani burun kemerini kesip atmak yerine, burun kemiklerinin tabanından milimetrik parçalar çıkararak, kemeri olduğu gibi içeriye doğru bastırıyoruz. Bu sayede burun sırtının doğallığı asla bozulmuyor, “ameliyatlı burun” görüntüsü oluşmuyor. Ayrıca cildin altındaki damar ve lenf paketleri korunduğu için, ameliyat sonrası şişlik ve morluk çok daha az oluyor. Mixdown tekniğinde ise bu yöntemleri ihtiyaca göre kombine ederek en zorlu burunlarda bile doğal sonuçlar elde ediyoruz.
WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.
Kıkırdak Greftleri Neden Kullanılır?
Burun ameliyatı olan hastaların en büyük korkularından biri, yıllar sonra burnun çökmesi veya ucunun düşmesidir. İşte bu riski ortadan kaldırmak için “greft” dediğimiz kıkırdak yamalarını kullanıyoruz. Bir inşaat mühendisinin binayı güçlendirmek için ekstra kolonlar ve kirişler kullanması gibi, biz de burnun mimarisini güçlendirmek zorundayız.
Eğri olan kıkırdakları sadece çıkarıp atmak doğru değildir; çünkü bu kıkırdaklar burnun taşıyıcı kolonlarıdır. Eğer desteği zayıflatırsanız, yerçekimi ve iyileşme dokularının çekmesiyle burun zamanla şekil değiştirebilir. Bu nedenle ameliyat sırasında çıkardığımız eğri kıkırdakları düzeltip, burnun zayıf noktalarına destek olarak geri yerleştiriyoruz.
En sık kullandığımız greft türleri şunlardır:
- Spreader greft
- Alar batten greft
- Strut greft
- Rim greft
Örneğin “Spreader greft”, burnun orta çatısını genişletmek ve “valv” dediğimiz en dar hava geçiş bölgesini açmak için kullanılır. Bu sayede hasta derin nefes aldığında burun kanatları içeri çökmez. “Strut greft” ise burun ucuna yerleştirilen, burun ucunun zamanla düşmesini engelleyen gizli bir direktir.
Genellikle hastanın kendi septumundan elde ettiğimiz kıkırdaklar bu iş için yeterlidir. Ancak daha önce başarısız ameliyatlar geçirmiş (revizyon) hastalarda veya kıkırdak rezervi çok zayıf olan kişilerde, kulak kepçesinden veya kaburgadan kıkırdak alarak burnu yeniden inşa etmek gerekebilir. Bu işlemler, burnun bir ömür boyu hem dik durmasını hem de açık kalmasını sağlayan sigortanızdır.
İyileşme Süreci Nasıldır ve Nelere Dikkat Edilmelidir?
Ameliyat kararı alan hastaların kafasındaki en büyük soru işareti, ameliyat sonrası süreçtir. “Çok ağrım olur mu?”, “Tamponlar acıtır mı?”, “Ne zaman işe dönerim?” gibi sorular oldukça normaldir. Öncelikle şunu netleştirelim; gelişen anestezi teknikleri ve minimal travmatik cerrahi yöntemler sayesinde, ameliyat sonrası ağrı neredeyse hiç yaşanmaz. Hastalarımız genellikle ağrıdan ziyade, grip olmuş gibi bir dolgunluk hissinden bahsederler.
Eski dönemlerin korkulu rüyası olan metrelerce uzunluğundaki bez tamponlar artık tarih oldu. Günümüzde, burun içine yapışmayan, ortası oluklu ve nefes almaya imkan tanıyan silikon splintler kullanıyoruz. Bu silikonların kaygan yüzeyi sayesinde, çıkarılırken hasta hiçbir acı hissetmez; adeta “tereyağından kıl çeker gibi” kolayca alınır.
İyileşme sürecinde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- Buz uygulaması
- Baş yüksekte yatış
- Bol su tüketimi
- Tuz kısıtlaması
- Dudak nemlendiricisi
- Açık ağızla hapşırma
- Burun temizliği
- Güneşten korunma
- Darbe almama
- Sigara yasağı
Ameliyat sonrası ilk 2 gün ödemin en yoğun olduğu dönemdir, ancak 3. günden itibaren hızla iner. Birinci haftada burun üzerindeki atel ve içindeki silikonlar alınır. Bu andan itibaren hasta sosyal hayatına dönebilir, kimse onun ameliyat olduğunu yadırgamaz. Morluklar, hassas ciltli hastalarda bile genellikle 7-10 gün içinde tamamen kaybolur.
Zaman çizelgesi olarak bakarsak; 2. haftada hafif tempolu yürüyüşlere başlanabilir. 1. ayda yüzme ve fitness gibi sporlar serbesttir. Ancak burun kemiklerinin tam kaynaması için, futbol veya basketbol gibi darbe riski olan sporlardan ve gözlük kullanımından 6 ay boyunca kaçınmak gerekir. Burnun tam şeklini alması ve tüm ödemlerin bitmesi ise derinin kalınlığına bağlı olarak 6 ay ile 1 yıl arasında değişir. Bu bir sabır sürecidir, ancak sonuç buna değer.
Sıkça Sorulan Sorular
Evet, burun eğriliği sinüs kanallarının tıkanmasına neden olarak kronik sinüzit ve buna bağlı baş ağrılarına yol açabilir. Özellikle sürekli burun tıkanıklığı yaşayan kişilerde bu durum sık görülür.
Burun eğriliği ağızdan solunmaya neden olarak ağız kuruluğu, horlama, yorgunluk, koku alma bozuklukları ve uyku kalitesinde bozulmaya neden olabilir.
Burun gelişiminin tamamlandığı, genellikle 17-18 yaş sonrasında burun eğriliği ameliyatı yapılabilir. Ancak nefes alma sorunu ciddi ise daha erken yaşta müdahale gerekebilir.
Burun eğriliği doğuştan olabilir veya travma, burun kırığı gibi durumlar sonrası gelişebilir. Özellikle ergenlik döneminde fark edilir hale gelebilir.
Evet, doğru teknikle yapılan burun eğriliği ameliyatı genellikle kalıcı bir sonuç sağlar. Ancak travma veya burun yapısının zayıf olması durumunda yeniden eğrilik gelişebilir.
Her burun eğriliği ilerlemez, ancak tedavi edilmediğinde kronik nefes problemleri, sık sinüzit atakları ve uyku sorunları yaşanabilir.
Gebelikte burun içi dokular ödemlenebilir, bu da mevcut eğriliğin etkilerini artırarak nefes alma güçlüğünü belirgin hale getirebilir.
Hayır, burun eğriliği kemik ve kıkırdak yapıyı ilgilendirdiği için lazerle düzeltilemez. Cerrahi müdahale gereklidir.
Yeni nesil tekniklerle tampon kullanımı azaltılmıştır veya konforlu silikon tamponlar tercih edilir. Ancak bazı vakalarda geçici tampon kullanımı gerekebilir.
Evet, hem fonksiyonel hem estetik sorunlar aynı ameliyatta birlikte düzeltilebilir. Bu kombine işlem rinoplasti olarak adlandırılır.

