Göz kapağı estetiği, sarkmış veya torbalanmış üst ve alt göz kapaklarının cerrahi olarak düzeltilmesini amaçlayan bir operasyondur. Blefaroplasti olarak adlandırılan bu işlem, hem daha genç bir görünüm sağlar hem de görme alanındaki kısıtlamaları ortadan kaldırabilir.

Yaşa bağlı olarak gelişen göz kapağı sarkmaları, yorgun ve yaşlı bir yüz ifadesine neden olabilir. Üst kapaklarda meydana gelen düşüklük, zamanla görme alanını daraltarak günlük yaşamı zorlaştırabilir. Estetik müdahale ile bu sorunlar giderilir.

Alt göz kapağında oluşan torbalar ve deri fazlalıkları, genetik yatkınlık ve yaşlanmanın etkisiyle belirginleşir. Alt kapak blefaroplastisi ile fazla deri ve yağ dokusu alınarak göz altı bölgesi daha pürüzsüz hale getirilir.

Göz kapağı estetiği sonrası iyileşme süreci genellikle hızlıdır. İlk günlerde şişlik ve morluklar görülse de 7–10 gün içinde büyük oranda düzelme sağlanır. Uygun bakım ve doktor önerilerine uyum, kalıcı ve doğal görünümlü sonuçlar elde edilmesini destekler.

Bilmeniz Gerekenler

Bilgi

Tanım

Göz kapağı estetiği (blefaroplasti), üst ve/veya alt göz kapaklarındaki sarkma, torbalanma veya fazla deri-kas dokusunun alınması amacıyla yapılan cerrahi işlemdir. Hem estetik hem de fonksiyonel amaçlarla uygulanabilir.

Uygulama Alanları

Üst göz kapağı sarkmaları, alt göz kapağında torbalanma, göz çevresindeki yorgun görünümün giderilmesi, görme alanını daraltan deri fazlalıklarının kaldırılması.

Uygun Adaylar

Genel sağlık durumu iyi olan, göz kapağında sarkma veya torbalanma şikayeti olan kişiler, genellikle 35 yaş üstü bireyler.

Anestezi Türü

Üst blefaroplasti genellikle lokal anesteziyle; alt blefaroplasti lokal veya genel anestezi ile yapılabilir.

Ameliyat Süresi

Ortalama 30 dakika – 2 saat arasında değişir, uygulamanın kapsamına bağlıdır.

Hastanede Kalış Süresi

Çoğunlukla aynı gün taburcu olunur.

İyileşme Süreci

İlk günlerde şişlik, morluk ve hafif ağrı görülebilir. Dikişler genellikle 5–7 gün içinde alınır. Tam iyileşme ve nihai görünüm birkaç haftada oluşur.

Olası Riskler

Kanama, enfeksiyon, asimetri, göz kapağını tam kapatamama, çift görme, görmede geçici bozulma, skar oluşumu, nadiren kalıcı komplikasyonlar.

Ameliyat Öncesi Hazırlık

Kan sulandırıcı ilaçların bırakılması, sigaranın kesilmesi, göz tansiyonu ve görme alanı değerlendirmeleri.

Ameliyat Sonrası Bakım

Göz çevresine soğuk kompres uygulanması, baş yüksekte tutulmalı, güneşten korunmalı, reçeteli kremler ve damlalar düzenli kullanılmalı.

Estetik Etki Süresi

Etkisi uzun sürelidir; yaşlanma devam ettikçe tekrar müdahale gerekebilir, ancak sonuçlar genellikle 7–10 yıl kalıcılığını korur.

Kombine Edilebilecek İşlemler

Kaş kaldırma, yüz germe, alt-üst blefaroplasti birlikte uygulanabilir.

Alternatifler

Lazerle deri sıkılaştırma, dolgu uygulamaları veya botoks (cerrahiye uygun olmayan hafif vakalar için geçici çözümler).

Op. Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ
Kulak Burun Boğaz Uzmanı

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Sümbül Bayraktar Güzeldağ, 1990 yılında Kerkük/Irak’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Kerkük Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İngilizce eğitim aldı ve 2014 yılında başarıyla mezun oldu. 2016-2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı’nda uzmanlık ihtisasını tamamladı. Bu süreçte burun ve yüz estetiği alanında çok sayıda toplantı, eğitim ve kadavra çalışmalarına katılma imkânı buldu. Ardından 2021 yılında Çukurova Devlet Hastanesi’nde Uzman Doktor olarak göreve başladı ve 2021-2025 tarihleri arasında burada çalıştı. Bu dönemde çok sayıda burun estetiği, göz çevresi estetiği, kulak estetiği ve yüz estetiği işlemleri gerçekleştirdi.

Devamını Görüntüle

Göz kapağı estetiği neden sadece kozmetik bir işlem değil aynı zamanda bir sağlık gerekliliğidir?

Göz kapağı estetiği denildiğinde toplumda genellikle sadece güzelleşmek, daha genç görünmek gibi estetik kaygılar akla gelir. Elbette bu ameliyatın kişiye müthiş bir özgüven ve taze bir görünüm kazandırdığı yadsınamaz bir gerçek. Ancak bir hekim olarak olaya yaklaştığımda, bu prosedürün çok ciddi bir fonksiyonel boyutu olduğunu da her zaman vurgularım. Üst göz kapaklarımızdaki deri, vücudumuzun en ince derisidir ve yıllar içinde esnekliğini kaybederek yerçekimine yenik düşer. Bu sarkma belli bir noktayı aştığında, kirpiklerin üzerine adeta bir perde gibi inmeye başlar.

Bu durum kişinin görme alanını fiziksel olarak daraltır. Özellikle kitap okurken, bilgisayar kullanırken veya araba kullanırken kişi, göz kapaklarının ağırlığını taşımak zorunda kalır. Çoğu hastam farkında olmadan bu ağırlığı kaldırmak için alın kaslarını sürekli kasar ve kaşlarını yukarıda tutmaya çalışır. Bu refleks, günün sonunda şakaklarda ve alında şiddetli baş ağrılarına, yorgunluğa neden olur. Ayrıca alın bölgesindeki yatay kırışıklıkların derinleşmesinin temel sebeplerinden biri de budur.

Dolayısıyla bu ameliyatı planlarken amacımız sadece kişiyi gençleştirmek değildir. Aynı zamanda o “ağır perdeyi” kaldırarak hastanın dünyayı daha rahat görmesini, gözlerinin nefes almasını sağlamaktır. Sarkık derinin alınması ve fıtıklaşmış yağ dokularının düzenlenmesiyle yapılan bu işlem hastanın hem görsel konforunu hem de yaşam kalitesini doğrudan artırır. Yani bu operasyon estetik bir dokunuş olduğu kadar, görme fonksiyonunu iyileştiren tıbbi bir ihtiyaç olarak da değerlendirilmelidir.

Göz kapağı estetiği ameliyatı için en ideal adaylar kimlerdir?

Bu operasyon için başvuran kişilerde genellikle aradığımız ilk kriter, doku gevşemesi ve sarkma şikayetlerinin başlamış olmasıdır. Bu durum genellikle 30’lu yaşların ortasından itibaren kendini hissettirmeye başlar. Ancak bu bir kural değildir. Genetik, bu konuda yaş faktöründen çok daha baskın olabilir. Bazen kliniğimize gelen 20’li yaşlarındaki genç hastalarda bile, ailesel yatkınlık nedeniyle ciddi göz altı torbaları veya yapısal kapak düşüklükleri görebiliyoruz. Dolayısıyla takvim yaşından ziyade, dokunun durumu ve kişinin ihtiyacı bizim için belirleyicidir.

İdeal adaylarda sıkça gözlemlediğimiz bazı ortak özellikler vardır:

  • Üst göz kapağında deri yığılması
  • Göz altı torbalanmaları
  • Sabahları şiş uyanma
  • Yorgun ifade
  • Görme alanında kısıtlanma
  • Göz çevresi kırışıklıkları
  • Makyaj yaparken zorlanma

Ayrıca aday değerlendirmesinde hastanın genel sağlık durumu da büyük önem taşır. Kronik rahatsızlıklar, göz kuruluğu problemleri veya tiroid hastalıkları cerrahi planlamayı değiştirebilir. Özellikle daha önce geçirilmiş göz ameliyatları, katarakt veya lazer operasyonları bizim için kritik verilerdir. Bazen göz kapağı düşüklüğü (ptosis), sadece deri fazlalığından değil kapağı kaldıran kasın zayıflığından kaynaklanabilir. Bu ayrımı yapmak, cerrahinin başarısı için hayati önem taşır. Eğer kas zayıflığı varsa ve biz sadece deriyi alırsak, sorun çözülmeyecektir. Bu nedenle detaylı bir muayene ile sorunun kaynağını (deri mi, kas mı, yoksa her ikisi mi) doğru tespit etmek gerekir.

Üst göz kapağı estetiği nasıl yapılır ve iz kalma riski nedir?

Üst göz kapağı estetiği, yüz estetik cerrahisinin en yüz güldürücü ve iyileşme süreci en hızlı işlemlerinden biridir. Burada temel hedefimiz, bakışlardaki o “yorgun ve ağır” ifadeyi silmektir. Operasyon sırasında, önceden milimetrik olarak çizimini yaptığımız fazla deri dokusunu çıkarırız. Ancak modern cerrahide sadece deri çıkarmak yeterli değildir. Eğer gözün iç köşesinde veya orta hattında fıtıklaşmış, dışarıya doğru bombelik yapan yağ yastıkçıkları varsa, bunlara da müdahale ederiz. Bu yağları bazen bir miktar küçültürüz, bazen de sadece yerlerini değiştirerek daha düzgün bir kontur elde ederiz.

Hastalarımın en büyük endişesi doğal olarak “Yüzümde iz kalacak mı?” sorusudur. Üst göz kapağı estetiği bu konuda cerrahlar ve hastalar için çok avantajlı bir bölgedir. Çünkü yaptığımız kesi, göz kapağının doğal katlanma çizgisine (kıvrımına) gizlenir. Gözünüz açıkken, konuştuğunuzda veya karşıya baktığınızda bu iz, kapağın katlandığı yerin içinde kalır ve kesinlikle görünmez.

Gözlerinizi kapattığınızda ise, iyileşme süreci tamamlandıktan sonra bu iz, zamanla ten rengine dönen, silik, incecik bir çizgi halini alır. Göz kapağı derisi, vücudumuzda kanlanmanın en iyi olduğu bölgelerden biridir. Bu kanlanma zenginliği, yaranın çok hızlı ve kaliteli iyileşmesini sağlar. Birkaç ay geçtikten sonra bu izin yerini bulmak, çok yakından bakan biri için bile oldukça zordur. Önemli olan cerrahın bu kesiyi anatomik kıvrıma oturtması ve dikişleri estetik tekniklerle atmasıdır.

WhatsApp

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.

WhatsApp İletişim

Alt göz kapağı estetiği yöntemleri kişiye göre nasıl değişir?

Alt göz kapağı, üst kapağa göre anatomik olarak daha karmaşık ve hassas bir bölgedir. Burada tek bir doğru yöntem yoktur; hastanın yaşına, deri kalitesine ve torbalanma derecesine göre seçtiğimiz iki ana yol haritası bulunur. Bu ayrımı doğru yapmak, doğal olmayan sonuçlardan kaçınmak için şarttır.

Birinci yöntem Transkonjonktival Yaklaşım dediğimiz izsiz tekniktir. Bu yöntem genellikle derisinde sarkma olmayan, cilt elastikiyeti hala iyi durumda olan genç ve orta yaş grubu hastalarımız için idealdir. Burada dışarıdan, deriden herhangi bir kesi yapmayız. Kesi, alt göz kapağının iç kısmından, o pembe renkli konjonktiva tabakasından yapılır.

Bu yöntemin avantajları:

  • Dışarıda görünen iz yoktur
  • İyileşme süresi çok kısadır
  • Göz şekli bozulmaz
  • Morluk ve şişlik daha azdır
  • Dikiş aldırma derdi yoktur

İkinci yöntem ise Transkutanöz Yaklaşımdır. Eğer hastamızda torbalanmanın yanı sıra belirgin bir deri fazlalığı, sarkma ve derin kırışıklıklar varsa, dışarıdan müdahale etmek zorunlu hale gelir. Bu teknikte kesi, kirpiklerin hemen 1-2 milimetre altından boylu boyunca yapılır. Bu sayede hem torbalara müdahale edebiliriz hem de sarkmış olan fazla deriyi ve gevşemiş kas dokusunu toparlayabiliriz. İz, kirpik diplerine gizlendiği için yine estetik olarak kabul edilebilir sınırlar içindedir. Bu yöntem daha ileri yaş grubu ve ciddi deformasyonu olan hastalar için en etkili çözümdür.

Göz altı torbalarında yağ aldırma mı yoksa yağ transferi mi (repozisyon) daha modern bir göz kapağı estetiği yaklaşımıdır?

Bu konu, göz kapağı cerrahisindeki en önemli felsefe değişikliğini temsil eder. Eskiden klasik blefaroplasti ameliyatlarında, göz altında torba yapan yağ dokuları kesilip çıkarılırdı. Cerrahlar o şişlikleri yok etmeye odaklanırdı. Ancak zamanla gördük ki yağları tamamen almak hastalarda “içi boşalmış”, çukurlaşmış ve iskeletimsi bir göz çevresi görünümüne yol açıyor. Torba gidiyor ama yerine çökük, mor halkalı ve yaşlı bir ifade geliyordu.

Bugün artık “Yağ Koruyucu Cerrahi” veya “Yağ Repozisyonu” (yer değiştirme) tekniklerini benimsiyoruz. Göz altı yaşlanması sadece torbalanma değildir; hemen torbanın bittiği yerde, yanakla birleşim noktasında “Gözyaşı Oluğu” (tear trough) dediğimiz derin bir çukur oluşur. İşte modern teknikte biz, o fıtıklaşmış fazla yağları kesip çöpe atmıyoruz. Onları serbestleştirip, hemen altındaki o çukur, boşalmış alana yayıyoruz ve oraya sabitliyoruz.

Bu tekniğin sağladığı faydalar:

  • Torbalanma görüntüsü yok olur
  • Göz altı çukurları dolar
  • Yanak geçişi yumuşar
  • Yorgun ifade silinir
  • İskeletimsi görüntü oluşmaz

Yani bir nevi “dağı (torbayı) devirip, çukuru dolduruyoruz”. Bu sayede hastanın kendi canlı dokusunu kullanarak, dolgu maddesine ihtiyaç duymadan kalıcı bir hacim restorasyonu sağlıyoruz. Bu yöntem cerrahi süresini biraz uzatsa da elde edilen estetik sonucun doğallığı ve kalıcılığı açısından kesinlikle altın standarttır.

Ameliyatsız göz kapağı estetiği yöntemleri nelerdir ve kimlere uygulanabilir?

Her hastanın durumu ameliyat gerektirecek kadar ileri olmayabilir veya kişi ameliyattan çekiniyor olabilir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahiye alternatif olamasa da hafif ve orta düzeydeki sorunlar için oldukça etkili ameliyatsız çözümler de sunabiliyoruz. Bu yöntemler “öğle arası estetiği” olarak da bilinir çünkü iyileşme süreçleri oldukça kısadır.

Sıklıkla başvurduğumuz yöntemler:

  • Plazma enerjisi (Plexr)
  • Fraksiyonel CO2 Lazer
  • Göz altı ışık dolgusu
  • Mezoterapi uygulamaları
  • Botoks enjeksiyonları

Örneğin Plazma enerjisi, göz kapağında çok hafif sarkması olan ameliyat sınırında olmayan hastalarda cildi sıkılaştırmak için kullanılır. Cilt yüzeyinde oluşturulan mikroskobik noktalarla deri kasılır ve toparlanır. Lazer uygulamaları ise daha çok cilt kalitesini artırmak, ince kırışıklıkları (kaz ayaklarını) açmak ve derinin tonunu eşitlemek için mükemmeldir. Biz cerrahlar, bazen ameliyatla fazla deriyi aldıktan sonra, kalan derinin kalitesini artırmak için lazeri tamamlayıcı bir güç olarak da kullanırız.

Ancak burada dürüst olmak gerekir; eğer hastanın göz kapağında kat kat olmuş bir deri yığılması veya devasa yağ torbaları varsa, hiçbir lazer veya krem bu dokuyu yok edemez. Bu durumda ameliyatsız yöntemlerde ısrar etmek, hastayı maddi ve manevi olarak yormaktan öteye gitmez. Göz altı ışık dolgusu da aynı şekilde sadece çukurlaşması olan hastalar içindir. Torbası olan birine dolgu yapmak, o torbayı daha da belirginleştirir ve durumu kötüleştirir. Doğru hasta seçimi, başarının anahtarıdır.

WhatsApp

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.

WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.

WhatsApp İletişim

Göz kapağı estetiği ameliyatı süreci, süresi ve anestezi tercihi nasıldır?

Hastalarımın en çok korktuğu konulardan biri anestezidir. “Gözüm açıkken mi yapılacak, her şeyi görecek miyim?” endişesini sıkça duyarım. Öncelikle şunu belirteyim; göz kapağı ameliyatları son derece konforlu süreçlerdir. Genellikle genel anesteziye, yani hastanın tamamen uyutulup entübe edilmesine gerek duymayız. Tercih ettiğimiz yöntem “Sedasyon destekli lokal anestezi”dir.

Bu yöntemde neler yaşanır:

  • Damar yolundan sakinleştirici verilir
  • Hasta derin bir uyku haline geçer
  • Lokal anestezi iğneleri hissedilmez
  • Ameliyat boyunca ağrı duyulmaz
  • İşlem bitince hasta hemen uyanır

Bu sayede hasta ne iğne acısı duyar ne de ameliyatın stresini yaşar. Sadece üst kapak ameliyatı ortalama 30-45 dakika sürer. Eğer alt ve üst kapaklar birlikte yapılacaksa veya yağ transferi gibi detaylı işlemler eklenecekse süre 1.5 – 2.5 saati bulabilir. En güzel yanı hastanede yatış gerektirmemesidir. Operasyondan sonra birkaç saat misafirimiz olursunuz, buz uygulamanız yapılır, yemeğinizi yersiniz ve aynı gün içinde, gözleriniz tamamen kapatılmadan, sadece ince bantlarla evinize dönebilirsiniz.

Göz kapağı estetiği sonrası iyileşme sürecinde nelere dikkat edilmeli?

İyileşme süreci, hastanın en aktif rol oynadığı dönemdir. Ameliyat ne kadar başarılı geçerse geçsin, ameliyat sonrası bakım sonucu doğrudan etkiler. İlk 3 gün bizim için “altın saatler”dir. Bu dönemde vücudun doğal tepkisi olarak ödem ve morluk oluşumu zirve yapar. Ancak endişelenmeyin, bu beklenen ve geçici bir süreçtir.

Dikkat edilmesi gereken en önemli hususlar:

  • İlk 48 saat yoğun buz uygulaması
  • Başın yüksekte tutulması (çift yastık)
  • Sıcak ortamlardan kaçınılması
  • Öne doğru eğilmemek
  • Ağır kaldırmamak
  • Reçeteli damlaların düzenli kullanımı
  • Gözleri ovuşturmamak

Ağrı konusunda ise hastalarımız genellikle çok şaşırırlar çünkü göz kapağı ameliyatları ağrılı işlemler değildir. Basit bir ağrı kesici ile geçen, hafif bir sızlama veya batma hissi olabilir ama dayanılmaz bir ağrı kesinlikle beklenmez. Dikişler genellikle 5. veya 7. günde alınır. Dikişler alındıktan sonra kişi sosyal hayatına, işine rahatlıkla dönebilir. Morlukların tamamen geçmesi kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 10-14 günü bulabilir. Bu süreçte güneş gözlüğü takarak hem kamufle olabilir hem de gözlerinizi ışıktan koruyabilirsiniz. Kadın hastalarımız dikişler alındıktan birkaç gün sonra makyaj yaparak kalan hafif izleri veya renk değişikliklerini kolayca kapatabilirler.

Göz kapağı estetiği operasyonunun olası riskleri ve komplikasyonları var mıdır?

Tıbbın her alanında olduğu gibi, en basit cerrahi işlemde bile teorik olarak riskler vardır. “Sıfır risk” demek bilimsel gerçeklerle örtüşmez. Ancak blefaroplasti, deneyimli ellerde ve uygun hastane koşullarında yapıldığında komplikasyon oranı son derece düşük, güvenli bir ameliyattır. Yine de hastalarımızın her ihtimali bilmesi, bilinçli bir karar süreci için şarttır.

Karşılaşılabilecek olası durumlar:

  • Geçici bulanık görme
  • Gözde kuruluk hissi
  • Gözyaşında artış
  • Kanama veya hematom
  • Enfeksiyon gelişimi
  • Asimetri
  • Kapağın tam kapanamaması
  • İyileşme sürecinin uzaması

Burada en kritik konu “kanama” riskidir. Göz arkasında oluşabilecek bir kanama, görme sinirine baskı yapabilir. Bu çok nadir ama acil müdahale gerektiren bir durumdur. Bu yüzden ameliyat sonrası tansiyonun yükselmemesi, hastanın ıkınmaması ve ağır kaldırmaması çok önemlidir. Ayrıca alt kapak ameliyatlarında derinin fazla alınmasına bağlı “ektropiyon” dediğimiz, göz kapağının dışa dönmesi durumu oluşabilir. Bu riski önlemek için cerrahın her zaman “koruyucu” yaklaşması, deriyi milimetrik hesaplamalarla alması ve gerekirse kapağı dış köşeden asarak (kantopeksi) desteklemesi gerekir. Bizim önceliğimiz her zaman estetikten önce göz sağlığının korunmasıdır.

Neden kişiye özel ve bütüncül bir göz kapağı estetiği yaklaşımı tercih edilmelidir?

Göz çevresi gençleştirmesi, bir yemek tarifi gibi herkese aynı ölçüde uygulanabilecek standart bir prosedür değildir. Her yüzün anatomisi, her bakışın karakteri, her cildin yapısı parmak izi gibi birbirinden farklıdır. Bu nedenle başarılı bir sonuç, ancak “terzi işi” dediğimiz kişiye özel planlama ile mümkündür.

Bütüncül yaklaşımın bileşenleri:

  • Cerrahi tekniklerin kombinasyonu
  • Cilt kalitesinin artırılması
  • Kaş pozisyonunun değerlendirilmesi
  • Yanak dokusunun durumu
  • Alın bölgesi ile uyum

Kimi hastada sadece üst kapak derisini almak yeterli olurken, kimi hastada kaş kaldırma ile kombine etmek gerekebilir. Bazen cerrahiyle torbaları düzeltir, ardından lazerle cildin üzerindeki ince kırışıklıkları sileriz. Bazen de ameliyat sonrası kalan hafif çukurluklara aylar sonra küçük bir dolgu dokunuşu yaparız.

Sıkça Sorulan Sorular

Ameliyat sonrası oluşan morluk ve şişlikler genellikle ilk 7-10 gün içinde azalır. Tam iyileşme ve estetik sonuçların oturması ise birkaç haftayı bulabilir.

Deneyimli bir cerrah tarafından yapıldığında görme bozukluğu riski çok düşüktür. Geçici bulanıklık veya kuruluk görülebilir ancak genellikle kısa sürede düzelir.

İzler genellikle göz kapağının doğal kıvrımlarında gizlendiği için çok belli olmaz. Zamanla solarak fark edilmez hale gelir.

Çoğu kişi 7-10 gün içinde sosyal hayata ve masa başı işine dönebilir. Ancak ağır fiziksel aktivitelerden birkaç hafta kaçınılması önerilir.

Evet, yaşlanma devam etse de göz kapağı estetiği ile elde edilen sonuçlar uzun yıllar kalıcıdır. Ancak nadiren revizyon gerekebilir.

Bazı hastalarda geçici göz kuruluğu olabilir. Suni gözyaşı damlaları ile bu durum kolayca kontrol altına alınabilir.

Evet, alt ve üst göz kapağı estetiği aynı seansta yapılabilir. Bu, hem iyileşme süresini kısaltır hem de estetik açıdan daha dengeli bir görünüm sağlar.

Kanama bozukluğu olanlar, kontrolsüz diyabet hastaları ve ciddi göz kuruluğu olanlar için bu ameliyat uygun olmayabilir. Uygunluk için doktor değerlendirmesi şarttır.

Çoğu vakada lokal anestezi yeterlidir. Ancak hasta konforu veya ek işlemler gerekirse sedasyon ya da genel anestezi tercih edilebilir.

Göz çevresine makyaj yapmak için dikişlerin alınmasından sonra, genellikle 10-14 gün beklenmesi önerilir. Bu, enfeksiyon riskini azaltır.