Saç PRP tedavisi, hastanın kendi kanından elde edilen trombosit açısından zengin plazmanın saçlı deriye enjekte edilmesiyle uygulanan doğal bir saç güçlendirme yöntemidir. Saç dökülmesini azaltmak, saç köklerini canlandırmak ve saç yoğunluğunu artırmak amacıyla tercih edilir.
PRP tedavisi, özellikle androgenetik alopesi gibi genetik saç dökülmelerinde etkilidir. Trombositler içerdikleri büyüme faktörleri sayesinde saç köklerinin beslenmesini sağlar, zayıflamış kökleri yeniden aktive eder ve sağlıklı saç gelişimini destekler.
Uygulama lokal anestezi yardımıyla konforlu bir şekilde gerçekleştirilir. Seanslar genellikle 3-4 hafta aralıklarla planlanır ve toplamda 3-6 seanslık kürler halinde uygulanır. İşlem sonrası kişi günlük hayatına hemen dönebilir.
PRP saç tedavisi, cerrahi olmayan ve yan etki riski düşük bir yöntemdir. Etkili ve kalıcı sonuçlar için düzenli uygulama ve takip önerilir. Mevcut saçların korunmasına yönelik bir destek tedavisidir; tamamen dökülmüş alanlarda yeni saç çıkarma özelliği bulunmaz.
|
Bilmeniz Gerekenler |
Bilgi |
|
Tanım |
PRP (Platelet Rich Plasma), kişinin kendi kanından elde edilen trombosit yönünden zengin plazmanın saçlı deriye enjekte edilmesiyle yapılan, saç dökülmesini azaltmayı ve saç kalitesini artırmayı amaçlayan tedavidir. |
|
Uygulama Amacı |
Saç dökülmesini yavaşlatmak, saç köklerini canlandırmak, saç kalitesini artırmak, saç ekimi sonrası iyileşmeyi desteklemek. |
|
Uygulama Yöntemi |
Kişiden alınan kan özel bir santrifüj cihazında ayrıştırılır; elde edilen plazma saçlı deriye mikroenjeksiyon yöntemiyle uygulanır. |
|
Seans Sayısı |
Genellikle 3–6 seans uygulanır. İlk 3 seans ayda bir, ardından 3-6 ayda bir idame seanslar önerilir. |
|
Uygulama Süresi |
Ortalama 30–45 dakika sürer. |
|
Etki Süresi |
İlk etkiler 2–3 ay içinde görülmeye başlanır, optimum sonuçlar 6–12 ayda elde edilir. |
|
Etki Süresi Devamı |
Etkiler kalıcı değildir; düzenli tekrar uygulamaları gerekebilir. |
|
Uygun Adaylar |
Genetik saç dökülmesi (androgenetik alopesi), saç zayıflığı veya seyrelme sorunu yaşayan kadın ve erkekler. Hamileler, emzirenler ve kan hastalığı olanlar için önerilmez. |
|
Anestezi |
İşlem öncesi bölgesel anestezik krem uygulanabilir; genellikle lokal anesteziye gerek duyulmaz. |
|
İyileşme Süreci |
İşlem sonrası hafif kızarıklık, hassasiyet veya ödem oluşabilir; çoğu kişi aynı gün normal yaşantısına dönebilir. |
|
Olası Riskler |
Enfeksiyon (nadir), morarma, baş ağrısı, enjeksiyon yerinde hassasiyet; kişinin kendi kanı kullanıldığından alerji riski çok düşüktür. |
|
Avantajları |
Kişinin kendi kanının kullanılması (biyouyumluluk), cerrahi içermemesi, iyileşme sürecinin kısa olması, yan etkilerinin az olması. |
|
Dezavantajları |
Etkiler kişiden kişiye değişebilir, düzenli seans gerektirir, ileri düzey saç kaybında yetersiz kalabilir. |
Op. Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ
Kulak Burun Boğaz Uzmanı
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Sümbül Bayraktar Güzeldağ, 1990 yılında Kerkük/Irak’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Kerkük Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İngilizce eğitim aldı ve 2014 yılında başarıyla mezun oldu. 2016-2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı’nda uzmanlık ihtisasını tamamladı. Bu süreçte burun ve yüz estetiği alanında çok sayıda toplantı, eğitim ve kadavra çalışmalarına katılma imkânı buldu. Ardından 2021 yılında Çukurova Devlet Hastanesi’nde Uzman Doktor olarak göreve başladı ve 2021-2025 tarihleri arasında burada çalıştı. Bu dönemde çok sayıda burun estetiği, göz çevresi estetiği, kulak estetiği ve yüz estetiği işlemleri gerçekleştirdi.
Devamını GörüntülePRP Tedavisi Nedir ve Kanımızdaki Hangi Hücreleri Kullanır?
PRP, “Platelet Rich Plasma” ifadesinin baş harflerinden oluşur ve Türkçeye “Trombositten Zengin Plazma” olarak çevrilir. Ancak bu teknik tanım, işin mucizesini anlatmaya yetmez. Kanımızın içinde kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve plazma dediğimiz sıvı kısmın yanı sıra “trombosit” adı verilen çok özel hücre parçacıkları bulunur. Çoğumuz trombositleri sadece kanamayı durduran, pıhtılaşmayı sağlayan hücreler olarak biliriz. Oysa bu onların görevlerinden sadece en basit olanıdır.
Trombositler, aslında vücudun “ilk yardım ve inşaat ekibi” gibidir. Bir dokuda hasar olduğunda oraya ilk koşanlar onlardır. Oraya ulaştıklarında sadece kanı durdurmakla kalmazlar, “Büyüme Faktörleri” dediğimiz çok güçlü biyolojik sinyaller salgılarlar. Bu sinyaller, çevredeki kök hücrelere “Burada bir sorun var, uyanın ve onarıma başlayın” emrini verir. PRP tedavisinde, sizden alınan az miktardaki kanı özel işlemlerden geçirerek, bu onarıcı hücreleri normal kan dolaşımında olduğundan çok daha yoğun bir hale getiriyoruz. Elde ettiğimiz bu altın sarısı sıvı, saç köklerine enjekte edildiğinde, oradaki uyuyan hücreler için adeta bir “gençlik aşısı” etkisi yaratıyor.
Bu Yöntemin Tarihçesi ve Tıbbi Güvenilirliği Hakkında Neler Söylenebilir?
Estetik uygulamalarda popülaritesi son yıllarda artmış olsa da PRP aslında tıbbın çok daha ciddi ve hayati alanlarında rüştünü ispat etmiş köklü bir yöntemdir. Bu uygulama yeni bir keşif veya geçici bir moda akımı değildir. 1980’li yıllardan bu yana tıbbın farklı branşlarında başarıyla kullanılmaktadır.
Örneğin ortopedi uzmanları iyileşmesi zor olan tendon yırtıklarında, diz kireçlenmelerinde veya sporcu sakatlanmalarında yıllardır PRP’ye başvurmaktadır. Diş hekimleri, implant operasyonlarında çene kemiğinin daha hızlı kaynaması için bu yöntemden faydalanmaktadır. Hatta iyileşmeyen diyabetik yaraların tedavisinde ve tüp bebek uygulamalarında rahim zarını güçlendirmek için bile kullanılmaktadır.
PRP’nin tıbbi geçmişinde başarıyla kullanıldığı alanlar şunlardır:
- Ortopedi ve travmatoloji
- Diş hekimliği ve çene cerrahisi
- İyileşmeyen yara tedavileri
- Spor hekimliği
- Plastik ve rekonstrüktif cerrahi
Bu geniş kullanım yelpazesi, yöntemin güvenilirliğinin en büyük kanıtıdır. Üstelik kullanılan materyal tamamen sizin kendi kanınız olduğu için, “vücudum bunu reddeder mi” veya “alerji yapar mı” gibi korkulara yer yoktur. Kendi biyolojik dokunuz, size zarar vermez. Ayrıca Uluslararası Olimpiyat Komitesi gibi kuruluşlar, sporcu yaralanmalarında PRP kullanımını serbest bırakmıştır; çünkü bu işlem bir doping değil vücudun doğal iyileşme kapasitesinin desteklenmesidir.
PRP Uygulaması Saç Köklerinde Biyolojik Olarak Nasıl Bir Değişim Yaratır?
Saçlı deriye uygulanan bu zenginleştirilmiş plazma, sadece yüzeysel bir bakım yapmaz; hücresel düzeyde ciddi bir çalışma başlatır. Enjekte edilen trombositler aktive olduğunda, büyüme faktörlerini ortama salarlar. Bu faktörlerin saç köklerinde yarattığı etkiyi, susuz kalmış ve verimsizleşmiş bir toprağın yeniden canlandırılmasına benzetebiliriz.
İlk olarak saçın büyüme döngüsü üzerinde doğrudan bir etki oluşur. Saçlarımız sürekli bir döngü içindedir; büyür, dinlenir ve dökülür. Genetik dökülmelerde veya strese bağlı durumlarda saçlar dinlenme ve dökülme evresine çok hızlı geçer. PRP, saçın “Anajen” dediğimiz büyüme evresini uzatır. Yani saçın ömrüne ömür katar. Aynı zamanda “Katagen” denilen, kökün küçülüp uykuya geçtiği evreyi geciktirir.
İkinci ve belki de en önemli etkisi, yeni damar oluşumudur. Saç kökü, yaşayan bir organdır ve beslenmek zorundadır. Bu beslenme, saç derisindeki kılcal damarlar yoluyla gelen kanla sağlanır. PRP’nin içerdiği faktörler uygulama bölgesinde yeni kılcal damarların oluşmasını tetikler. Kan dolaşımı artan, oksijen ve besinle daha iyi buluşan saç kökü, doğal olarak daha kalın, daha sağlam ve daha kaliteli saç teli üretmeye başlar. Zayıflamış, tüy haline gelmiş saçların (minyatürleşme) yeniden kalınlaşarak eski formuna kavuşması bu mekanizma sayesinde gerçekleşir.
Klinik Ortamda PRP Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gereken Standartlar Nelerdir?
Hastalarımızın en çok dikkat etmesi gereken, ancak teknik olduğu için genellikle göz ardı ettiği konu budur. Her kanı tüpe koyup çevirmek, etkili bir PRP elde etmek anlamına gelmez. Tedavinin başarısı, elde edilen plazmadaki trombosit yoğunluğuna bağlıdır. Bilimsel veriler, etkili bir doku onarımı için trombosit sayısının kandaki normal değerin en az 3-4 katına çıkması gerektiğini göstermektedir.
Sıradan laboratuvar tüpleri veya basit santrifüj cihazları bu yoğunluğu sağlamakta yetersiz kalabilir. Gerçek bir klinik etki için “Çift Santrifüj” (Double Spin) dediğimiz özel bir teknik uygulanmalıdır. Bu yöntemde kan önce kırmızı hücrelerinden ayrıştırılır, ardından kalan plazma tekrar işlenerek trombositler maksimum yoğunluğa ulaştırılır. İdeal bir uygulamada hastadan yaklaşık 30-40 ml kan alınır ve bu miktar işlemler sonucunda yaklaşık 4-5 ml’lik çok değerli bir “konsantre” sıvıya dönüştürülür.
Ayrıca bu süreçte zamanlama hayati önem taşır. PRP hazırlandıktan sonra bekletilemez. Trombositler aktive olduktan sonra içlerindeki büyüme faktörlerini çok hızlı bir şekilde dışarı salarlar. Eğer hazırlanan sıvı 20 dakikadan fazla tüpün içinde beklerse, biyolojik etkinliğinin büyük bir kısmını kaybeder. Bu nedenle kan alımı, hazırlama ve uygulama süreci, profesyonel bir hız ve titizlikle yönetilmelidir.
WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.
Erkek Tipi Saç Dökülmesinde PRP Tedavisi Ne Kadar Etkilidir?
Erkeklerde görülen saç dökülmesi, genellikle genetik yatkınlık ve hormonların etkisiyle ortaya çıkan “Androgenetik Alopesi”dir. Bu durum saç köklerinin zamanla zayıflayıp üretimi durdurmasıyla sonuçlanır. Erkek hastalarımız için PRP, özellikle dökülmenin başladığı erken dönemlerde veya saçların incelip seyreldiği aşamalarda mükemmel bir “kurtarıcı” rolü üstlenir.
Tamamen kelleşmiş, yani saç köklerinin tamamen öldüğü ve derinin parlak bir hal aldığı bölgelerde PRP yeni saç çıkarmaz. Çünkü uyarılacak bir kök kalmamıştır. Ancak var olan cansızlaşmış, tüy formuna dönmüş saçların olduğu bölgelerde çok etkilidir. Minoksidil gibi her gün kullanılması gereken losyonlardan veya ilaçlardan sıkılan, yan etkilerinden çekinen erkekler için PRP, doğal ve güçlü bir alternatiftir. Düzenli uygulamalarla dökülme hızı yavaşlatılır, saç telleri kalınlaşır ve genel saç yoğunluğu artırılarak kafa derisinin görünürlüğü azaltılır.
Kadınlarda Görülen Saç Sorunlarında PRP Nasıl Bir Fayda Sağlar?
Kadınlarda saç dökülmesi, erkeklerden farklı bir karakter gösterir. Genellikle ön saç çizgisi korunurken, tepe bölgesinde veya saçın genelinde yaygın bir seyrelme, hacim kaybı ve incelme yaşanır. Kadın hastalarımız sıklıkla saçlarının eskisi gibi dolgun olmadığından, lastik tokanın artık bol geldiğinden veya banyo giderinde çok fazla saç biriktiğinden şikayet ederler.
PRP, kadın tipi dökülmelerde en yüz güldüren tedavilerden biridir. Kadınlarda dökülme nedenleri çok çeşitlidir; mevsim geçişleri, stres, hormonal düzensizlikler, demir eksikliği, doğum sonrası süreçler veya yoğun diyetler saçı olumsuz etkileyebilir. PRP, nedeni ne olursa olsun, zayıflamış kökü besleyerek saça eski gücünü kazandırır.
Kadın hastalarımızda gözlemlediğimiz başlıca faydalar şunlardır:
- Saç dökülmesinde belirgin azalma
- Saç tellerinde kalınlaşma
- Daha parlak ve canlı görünüm
- Kırılmaların azalması
- Saçın uzama hızında artış
Kadınlar için saç, yüz estetiğinin en önemli tamamlayıcısıdır. PRP ile sağlanan hacim artışı, sadece saç sağlığını değil kişinin genel estetik algısını ve psikolojisini de pozitif yönde etkiler.
Saç Ekimi Ameliyatlarında Destekleyici Olarak PRP Neden Kullanılır?
Saç ekimi düşünen veya yaptırmış olan hastalarımız için PRP, sürecin olmazsa olmaz bir parçasıdır. Saç ekimi cerrahisinde PRP’yi “Adjuvan”, yani ana tedaviyi destekleyen ve başarısını artıran bir güç olarak konumlandırıyoruz. Bir bitkiyi toprağından söküp başka bir yere diktiğinizi düşünün; o bitkinin yeni yerinde tutunabilmesi için toprağın verimli olması ve can suyuna ihtiyacı vardır. İşte PRP, saç ekiminde bu can suyu görevini görür.
Operasyon sırasında veya hemen sonrasında uygulanan PRP, hem köklerin alındığı donör bölgenin hem de ekim yapılan alanın çok daha hızlı iyileşmesini sağlar. Yara iyileşmesini hızlandırır, kabuklanmayı azaltır ve operasyon izlerinin minimuma inmesine yardımcı olur. Ancak en önemli etkisi, yeni ekilen köklerin (greftlerin) canlı kalma oranını artırmasıdır. Ekilen köklerin beslenmesini destekleyerek, fire oranını düşürür ve çıkan saçların çok daha güçlü, kalın telli olmasını sağlar. Bu nedenle saç ekimi sadece cerrahi bir işlem değil biyolojik desteklerle güçlendirilmesi gereken bir süreçtir.
Tedavi Süreci, Uygulama Konforu ve Günlük Hayata Dönüş Nasıldır?
Hastalarımızın en çok merak ettiği konulardan biri de işlemin zorluğudur. PRP uygulaması, ameliyathane şartları gerektirmeyen, oldukça pratik ve konforlu bir işlemdir. Toplam süre, kan alımı ve hazırlık aşaması dahil ortalama 30 dakika civarındadır.
Uygulama, çok ince uçlu mikro iğnelerle yapılır. Ağrı eşiği kişiden kişiye değişmekle birlikte işlem genellikle “hafif bir sinek ısırığı” veya “ufak bir baskı” hissi olarak tanımlanır. Ağrı hassasiyeti yüksek olan hastalarımızda, işlem öncesi lokal anestezik spreyler veya kremler kullanarak konforu maksimum seviyeye çıkarıyoruz.
İşlem sonrasında hastalarımız hemen günlük hayatlarına dönebilirler. Herhangi bir istirahat süresine gerek yoktur. Sosyal hayatınızdan kopmanıza, işinizden izin almanıza gerek kalmaz. Uygulama bölgesinde çok hafif bir pembeleşme olabilir ancak bu durum kısa sürede kendiliğinden geçer. Kısacası öğle arasında bile rahatlıkla yaptırıp işinize dönebileceğiniz bir “bakım molası” gibidir:
WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.
İdeal Seans Sayısı ve Uygulama Aralıkları Ne Olmalıdır?
Biyolojik tedavilerde sabır ve süreklilik esastır. Bir antibiyotik aldığınızda hemen etki görebilirsiniz ancak doku yenilenmesi zaman alan, kümülatif (birikimli) ilerleyen bir süreçtir. Tek bir seans PRP yaptırıp mucize beklemek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Saç köklerinin uyanması, yeni damarların oluşması ve saç üretiminin hızlanması belirli bir takvim içinde gerçekleşir.
Bilimsel verilere dayanan ideal protokolümüz, başlangıç tedavisinin (akut dönem) 3 veya 4 seans olarak planlanmasıdır. Bu seanslar genellikle 2 ila 4 hafta aralıklarla uygulanır. Bu hücrelere verilen “uyan ve çalış” emrinin pekiştirilmesi içindir. Dökülmenin şiddetine göre bazı durumlarda seans sayısı 6’ya kadar çıkarılabilir.
İlk etkiler genellikle 3. seanstan sonra; saç dökülmesinde yavaşlama ve saçlarda canlanma şeklinde fark edilir. Tam sonucu görmek ise 6 ay ile 1 yıl arasını bulabilir. Unutulmamalıdır ki saç dökülmesi yaşayan bir süreçtir; yaşlanma, stres ve genetik faktörler işlemeye devam eder. Bu nedenle elde edilen kazanımları korumak için “idame tedavisi” şarttır. Başlangıç kürü bittikten sonra, yılda 1 veya 2 kez yapılacak tek seanslık hatırlatma dozları, saç kalitesinin yıllar boyu korunmasını sağlar.
PRP Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılamaz veya Kimler İçin Uygun Değildir?
Her ne kadar kişinin kendi kanı kullanılsa ve yan etki riski yok denecek kadar az olsa da bazı tıbbi durumlarda PRP uygulaması tercih edilmez veya beklenen faydayı sağlamaz. Hasta güvenliği ve tedavinin etkinliği açısından bu durumların önceden belirlenmesi çok önemlidir.
PRP tedavisinin uygulanmadığı durumlar şunlardır:
- Trombosit sayısı çok düşük olan hastalar
- Aktif kanser tedavisi görenler
- Kan sulandırıcı ilaç kullananlar
- Uygulama bölgesinde enfeksiyonu olanlar
- Hamileler ve emziren anneler
- Kronik karaciğer hastalığı olanlar
Özellikle kanser hastalarında veya geçmişinde kanser öyküsü olanlarda, büyüme faktörlerinin teorik olarak risk oluşturabileceği düşüncesiyle temkinli yaklaşılır. Ayrıca kan sulandırıcı kullananlarda kanama riski artabileceği ve trombositlerin fonksiyonu bozulabileceği için işlem önerilmez. Hamilelik ve emzirme döneminde ise yeterli bilimsel veri olmadığı için, bu hassas dönemlerin bitmesini beklemek en doğru yaklaşımdır.
Başka Tedavilerle Kombinasyon Yapmak Mümkün müdür?
Saç dökülmesi genellikle tek bir nedene bağlı değildir; genetik, beslenme, stres ve çevresel faktörlerin birleşimidir. Bu nedenle tedaviye de çok yönlü yaklaşmak başarı şansını artırır. PRP, tek başına güçlü bir tedavidir ancak diğer yöntemlerle kombine edildiğinde sinerjik bir etki yaratır.
En sık tercih ettiğimiz kombinasyonlardan biri “Saç Mezoterapisi” ile birlikte uygulanmasıdır. Mezoterapi ve PRP sıkça karıştırılır ancak farklı işlevleri vardır. Mezoterapiyi, toprağa vitamin ve mineral takviyesi yapmak gibi düşünebilirsiniz. PRP ise bitkinin kökünü canlandırmak ve toprağın biyolojik yapısını onarmaktır. Bu ikisi birleştiğinde saç kökü hem onarılır hem de ihtiyacı olan besinlere kavuşur.
Ayrıca gerekli görülen durumlarda, medikal ilaç tedavileri veya ağızdan alınan takviyelerle süreç desteklenir. Hekiminiz, saçınızın durumuna, dökülme tipinize ve yaşam tarzınıza göre size özel bir “kokteyl tedavi planı” oluşturacaktır.
Yüz Estetik Cerrahisi Perspektifinden Saçın Önemi ve PRP’nin Yeri Nedir?
Bir yüz estetik cerrahı olarak olaya sadece “saç teli” olarak bakmam, yüzün tamamını bir bütün olarak değerlendiririm. Saçlar, yüzümüzün en önemli çerçevesidir. Dünyanın en başarılı burun estetiğini veya yüz germe işlemini yapsanız bile, eğer saç çizgisi bozulmuşsa, saçlar cansız ve hacimsizse, yüzdeki estetik uyum eksik kalacaktır.
PRP, bu noktada bize bütüncül bir yaklaşım sunar. Saç kalitesini artırmak, cildin genç ve dinamik görünümünü tamamlayan en önemli unsurdur. Üstelik PRP teknolojisi sadece saçta değil yüz gençleştirmede de cildin kollajen üretimini artırmak, ince kırışıklıkları açmak ve cilde parlaklık vermek için kullandığımız çok kıymetli bir araçtır. Hastalarımıza yaklaşımımız, sadece dökülen saçı kurtarmak değil kişinin yüz hatlarına uygun, sağlıklı, sürdürülebilir ve en önemlisi “doğal” bir estetik görünüm kazandırmaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
PRP tedavisi saç dökülmesini yavaşlatır ve zayıflamış saç köklerini güçlendirerek dökülmeyi azaltır. Ancak genetik nedenli dökülmelerde kalıcı çözüm sağlamaz, düzenli seanslarla etkisi sürdürülmelidir.
Androgenetik alopesi (erkek tipi dökülme), stres kaynaklı dökülmeler, mevsimsel saç kaybı ve kadınlarda seyrelmeye bağlı dökülmelerde PRP etkili sonuçlar verebilir.
Genellikle 3. seanstan itibaren saçlarda canlanma, dökülmede azalma ve hacimde artış gözlenir. Gözle görülür sonuçlar 2-3 ay sonra ortaya çıkmaya başlar.
Genellikle ilk uygulamada ayda bir olmak üzere 3-4 seans önerilir. Sonrasında 6 ayda bir idame seanslarıyla etkinin devamı sağlanabilir.
İğne ile uygulandığı için hafif rahatsızlık hissedilebilir, ancak lokal anestezik kremlerle bu azaltılır. İşlem yaklaşık 30-45 dakika sürer.
Evet, işlem sonrası kişi hemen sosyal hayatına dönebilir. Sadece aynı gün saç yıkamamak ve güneşten korunmak tavsiye edilir.
Evet, saç ekiminden sonra iyileşmeyi hızlandırmak ve ekilen greftlerin tutunmasını desteklemek için PRP tedavisi yaygın olarak kullanılır.
Kanın pıhtılaşma bozukluğu olanlar, aktif enfeksiyon geçirenler, kanser tedavisi görenler ve hamileler için PRP önerilmez.
Evet, PRP saç foliküllerini uyararak hem saç tellerinin kalitesini artırır hem de uzama sürecini destekler. Saçlar daha dolgun ve sağlıklı görünür.
Evet, PRP ve saç mezoterapisi birlikte uygulandığında saç köklerine hem besin hem de büyüme faktörleri sağlanarak daha güçlü sonuçlar elde edilebilir.

