Eksozom tedavisi, hücresel yenilenmeyi teşvik eden ve rejeneratif tıpta kullanılan ileri bir biyoteknolojik uygulamadır. Hücreler arası iletişimi sağlayan küçük veziküller olan eksozomlar, cilt gençleştirme, saç dökülmesi ve yara iyileşmesi gibi alanlarda tedavi amaçlı kullanılmaktadır.
Cilt yenileme amacıyla uygulanan eksozom tedavisi, kolajen üretimini artırarak cilt elastikiyetini ve parlaklığını destekler. Leke, kırışıklık ve cilt tonu eşitsizliklerinin giderilmesine yardımcı olur. Mezoterapi veya dermapen ile cilt altına enjekte edilir.
Saç dökülmesi tedavisinde kullanılan eksozomlar, saç köklerini uyararak dökülmeyi azaltır ve yeni saç oluşumunu teşvik eder. Androgenetik alopesi başta olmak üzere çeşitli saç problemlerinde destekleyici tedavi olarak tercih edilir ve PRP’ye göre daha yoğun etki gösterebilir.
Eksozom uygulaması non-invaziv bir yöntem olup iyileşme süresi oldukça kısadır. Enfeksiyon riski düşüktür ve genellikle birkaç seansta gözle görülür sonuçlar elde edilir. Uygulama sıklığı ve protokolü, hastanın ihtiyacına ve tedavi alanına göre belirlenir.
|
Bilmeniz Gerekenler |
Bilgi |
|
Tanım |
Eksozomlar, hücreler arasında iletişimi sağlayan, hücre dışına salgılanan küçük veziküllerdir. İçerdikleri protein, RNA ve lipidlerle hedef hücrelerin işlevini etkileyebilirler. Tıpta ve estetikte rejeneratif tedavi amacıyla kullanılırlar. |
|
Tıbbi Kullanım Alanları |
Cilt gençleştirme, saç dökülmesinin tedavisi, yara iyileşmesi, doku yenilenmesi, bazı nörolojik ve kardiyovasküler hastalıkların deneysel tedavisi. |
|
Estetikte Kullanım |
Ciltte kolajen ve elastin üretimini artırarak kırışıklıkların azaltılması, cilt tonunun ve elastikiyetinin iyileştirilmesi, saç köklerini uyararak saç dökülmesinin azaltılması. |
|
Uygulama Yöntemleri |
Mezoterapi (deri altına mikroenjeksiyon), dermapen/mikroiğneleme ile kombinasyon, topikal uygulama (nadiren). |
|
Seans Sayısı |
Genellikle 3–6 seans arası önerilir; aralıklar uygulama alanına göre değişebilir. |
|
Uygulama Süresi |
Ortalama 30–45 dakika sürer. |
|
İyileşme Süreci |
İşlem sonrası hafif kızarıklık ve hassasiyet olabilir; çoğu kişi günlük yaşantısına hemen dönebilir. |
|
Kullanılan Kaynaklar |
Genellikle kök hücrelerden (özellikle mezenkimal kök hücrelerden) elde edilir; insan veya hayvan kaynaklı olabilir. |
|
Uygun Adaylar |
Cilt yaşlanması belirtileri olan, saç dökülmesi yaşayan, yara izlerinin görünümünü azaltmak isteyen bireyler. Hamileler, emzirenler ve bazı otoimmün hastalığı olan bireylerde önerilmez. |
|
Olası Riskler |
Enfeksiyon (nadiren), alerjik reaksiyon, geçici kızarıklık, şişlik veya morluk; uygun olmayan koşullarda üretim veya uygulama ciddi komplikasyonlara yol açabilir. |
|
Etki Süresi |
Uygulamadan 2–4 hafta sonra etkiler görülmeye başlar, etki süresi kişiye ve uygulama alanına göre değişmekle birlikte genellikle 6 ay – 1 yıl arasında sürer. |
|
Avantajları |
Hücre yenilenmesini tetiklemesi, doğal içerikli olması, iyileşme süresinin kısa olması, cerrahi içermemesi. |
|
Dezavantajları |
Standart bir protokolün olmaması, uzun vadeli etkilerin ve güvenliğin hâlâ araştırılmakta olması, etkisinin kişiden kişiye değişebilmesi. |
Op. Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ
Kulak Burun Boğaz Uzmanı
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Sümbül Bayraktar Güzeldağ, 1990 yılında Kerkük/Irak’ta doğdu. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Kerkük Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İngilizce eğitim aldı ve 2014 yılında başarıyla mezun oldu. 2016-2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı’nda uzmanlık ihtisasını tamamladı. Bu süreçte burun ve yüz estetiği alanında çok sayıda toplantı, eğitim ve kadavra çalışmalarına katılma imkânı buldu. Ardından 2021 yılında Çukurova Devlet Hastanesi’nde Uzman Doktor olarak göreve başladı ve 2021-2025 tarihleri arasında burada çalıştı. Bu dönemde çok sayıda burun estetiği, göz çevresi estetiği, kulak estetiği ve yüz estetiği işlemleri gerçekleştirdi.
Devamını GörüntüleEksozom Nedir ve Vücudumuzdaki İletişim Ağında Eksozom Nasıl Bir Rol Oynar?
Vücudumuz, trilyonlarca hücreden oluşan devasa ve karmaşık bir metropol gibidir. Bu şehirde işlerin yolunda gitmesi, trafiğin akması, binaların (dokuların) sağlam kalması ve çöplerin toplanması için kusursuz bir iletişim ağına ihtiyaç vardır. İşte eksozomlar, bu metropolün en hızlı ve en güvenilir kuryeleridir. Onları, hücrelerin dışarıya salgıladığı, gözle görülemeyecek kadar küçük, nano boyutta baloncuklar olarak hayal edebilirsiniz. Ancak bu baloncukların içi boş değildir; aksine, son derece değerli bir kargo ile doludurlar.
Bir hücre, komşusuna veya çok uzaktaki bir başka hücreye bir mesaj iletmek istediğinde, bu mesajı bir mektup gibi yazar, zarflar ve eksozom paketi halinde gönderir. Bu paketlerin içinde proteinler, yağlar ve hepsinden önemlisi genetik materyaller (mRNA ve mikroRNA gibi) bulunur. Bu genetik materyaller, aslında birer “iş emri” niteliğindedir. Paketi alan hedef hücre, zarfı açtığında içindeki talimatı okur.
Bu talimatlar genellikle şöyledir:
- Hızla çoğalmaya başla
- Kolajen üretimini artır
- İltihabı durdur
- Hasarı tamir et
Dolayısıyla eksozomlar, pasif birer vitamin deposu değil aktif birer yönetici asistanıdır. Hücrenin çekirdeğine kadar sızarak, genetik mekanizmaların nasıl çalışması gerektiğini hatırlatırlar. Özellikle yaşlanma sürecinde hücreler “unutkanlaşır” ve tembelleşirler. Eksozomlar, bu yorgun hücrelere gençliklerinde nasıl çalıştıklarını hatırlatan biyolojik kodları taşırlar. Yüz estetiğinde veya tıbbi tedavilerde kullandığımızda, aslında yaptığımız şey cildin veya dokunun kendi kendini iyileştirme mekanizmasını, bu güçlü mesajcılar sayesinde yeniden tetiklemektir.
Tedavide Kullanılan Eksozom Kaynakları Nelerdir ve Neden Kök Hücre Tercih Edilir?
Eksozomların kaynağı, tedavinin başarısını belirleyen en kritik faktördür. Vücudumuzdaki hemen hemen her hücre eksozom salgılar, ancak her eksozomun taşıdığı mesaj aynı değerde değildir. Bizim estetik ve rejeneratif tıpta peşinde olduğumuz şey, “yenilenme ve onarım” mesajlarıdır. Bu mesajları en iyi, en güçlü ve en net şekilde veren hücreler ise kök hücrelerdir. Bu nedenle klinik uygulamalarda “Mezenkimal Kök Hücre” (MKH) kaynaklı eksozomlar altın standart olarak kabul edilir.
Laboratuvar ortamında, genç ve sağlıklı dokulardan elde edilen mezenkimal kök hücreler çoğaltılır ve bu hücrelerin salgıladığı eksozomlar özel yöntemlerle izole edilerek saflaştırılır. Peki, neden kök hücrenin kendisini değil de sadece salgıladığı kesecikleri kullanıyoruz? Bu sorunun cevabı güvenlik ve pratiklikte gizlidir. Kök hücre nakli, yani canlı hücrenin bir insandan diğerine aktarılması, karmaşık prosedürler gerektirir ve her zaman belirli riskleri barındırır. Canlı hücrelerin vücutta nasıl davranacağını kontrol etmek zordur ve bağışıklık sistemi bazen bu hücreleri reddedebilir.
Eksozomların sağladığı avantajlar şunlardır:
- Biyolojik güvenlik
- Stabilite
- Hedefe odaklılık
- Saklama kolaylığı
Eksozomlar canlı birer hücre olmadıkları için, kendi başlarına çoğalmazlar veya tümör oluşturma riski taşımazlar. Sadece bilgi paketleridirler. Ayrıca bağışıklık sistemi tarafından bir tehdit olarak algılanmazlar, bu da alerjik reaksiyon riskini veya doku reddini neredeyse sıfıra indirir. Bir nevi, kök hücrenin “iyileştirici aklını” alıp, “canlı hücre olmanın getirdiği riskleri” geride bıraktığımız, saflaştırılmış bir biyolojik özüttürler. Bu sayede kök hücre tedavisinin o muazzam yenileyici gücünü, çok daha güvenli ve kontrollü bir şekilde hastalarımıza sunabiliyoruz.
Cilt Gençleştirme ve Anti-Aging Uygulamalarında Eksozom Hangi Mekanizmaları Çalıştırır?
Yaşlanma, biyolojik olarak cildin yapı taşlarının azalması ve onarım süreçlerinin yavaşlamasıdır. Cildimize gerginliğini veren kolajen ve esnekliğini sağlayan elastin lifleri, fibroblast adı verilen hücreler tarafından üretilir. Ancak zamanla bu fibroblastlar yorulur, sayıları azalır ve üretim kapasiteleri düşer. İşte eksozom tedavisi tam bu noktada bir şantiye şefi gibi devreye girer.
Cilde uygulanan eksozomlar, dermis tabakasındaki yorgun fibroblastları bulur ve onlarla birleşir. İçerdikleri büyüme faktörleri ve genetik materyaller, hücre içi sinyal yollarını (AKT, ERK ve STAT3 gibi biyolojik anahtarları) aktive eder. Bu sinyaller, hücreye “uyan ve üretime başla” emrini verir. Bu sadece geçici bir uyarı değildir; hücrenin metabolizmasını değiştirerek onu daha genç bir fenotipe, yani davranış modeline sokar.
Bu hücresel uyanışın klinik yansımaları şunlardır:
- Kolajen liflerinde artış
- Elastin sentezinin tetiklenmesi
- Hücre döngüsünün hızlanması
- Cilt bariyerinin güçlenmesi
Cilt, dışarıdan sürülen bir kremle veya geçici bir dolguyla değil kendi iç kaynaklarıyla kalınlaşmaya ve sıkılaşmaya başlar. İnce kırışıklıklar, cildin altının dolmasıyla açılır. Genişlemiş gözenekler, cildin elastikiyetinin artmasıyla sıkılaşır. Mat ve cansız görünüm, hücre yenilenme hızının artmasıyla yerini parlak ve taze bir dokuya bırakır. Bu sürece “intrensek cilt güçlendirmesi” diyoruz. Yani cildi dışarıdan desteklemekle kalmayıp, cildin kendi gücünü ona geri kazandırıyoruz. Bu sayede elde edilen sonuçlar, maskelenmiş bir iyilik hali değil gerçek bir biyolojik gençleşmedir.
WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.
Yara İyileşmesi ve Skar İzlerinin Tedavisinde Eksozom Neden Bu Kadar Önemlidir?
Bir cerrah veya estetik uzmanı için en büyük zorluklardan biri, oluşmuş yara izlerini (skarları) yok etmek veya cerrahi sonrası iz kalmamasını sağlamaktır. Yara iyileşmesi, vücudun acil durum protokolüdür ve bazen vücut bu süreci o kadar aceleye getirir ki ortaya kaba, sert ve estetik olmayan bir doku çıkar. Eksozomlar, bu kaotik süreci düzenleyen, orkestra şefi rolünü üstlenen ajanlardır.
Yara veya iz bölgesine uygulanan eksozomlar, iyileşme sürecini modüle eder. Normalde bir yara iyileşirken inflamasyon (yangı) aşaması çok şiddetli olabilir ve bu da kötü iz kalmasına neden olur. Eksozomlar, bu aşırı yangıyı baskılayarak daha sakin bir iyileşme ortamı yaratır. Ardından, fibroblastların bölgeye göçünü düzenler ve kolajenin rastgele bir yığın halinde değil düzenli bir örgü şeklinde üretilmesini sağlar.
Özellikle şu durumlarda etkilidirler:
- Akne skarları
- Ameliyat izleri
- Yanık izleri
- Travmatik yaralar
Akne izleri gibi doku kaybıyla giden durumlarda, cildin altındaki boşlukların sağlıklı dokuyla dolmasını teşvik ederler. Cerrahi kesilerde ise, dikiş atıldıktan sonra bölgeye uygulandığında veya iyileşme sürecinde desteklendiğinde, izin neredeyse belirsiz hale gelmesine yardımcı olurlar. Ayrıca anjiyogenez dediğimiz yeni damar oluşumunu destekleyerek, hasarlı bölgenin kanlanmasını ve beslenmesini artırırlar. Kanın ve oksijenin bol olduğu yerde iyileşme her zaman daha hızlı ve kalitelidir. Bu nedenle eksozomlar, sadece estetik bir kaygı için değil doku mühendisliği ve rekonstrüktif amaçlar için de vazgeçilmez bir araç haline gelmiştir.
Ciltteki Kronik Kızarıklık ve Rosacea Sorunlarında Eksozom Nasıl Bir Çözüm Sunar?
Cilt sorunlarının birçoğunun temelinde, gözle görülmeyen mikroskobik düzeyde bir iltihaplanma yatar. Tıpta buna “inflamasyon” diyoruz. Özellikle Rosacea (gül hastalığı), egzama veya aşırı hassas cilt yapısına sahip kişilerde, bağışıklık sistemi cildin altında sürekli bir savaş halindedir. Bu durum cildin kızarmasına, damarların belirginleşmesine ve dokunun zamanla kalitesini kaybetmesine neden olur.
Eksozomlar, güçlü anti-inflamatuar (iltihap karşıtı) özelliklere sahiptir. Bağışıklık sisteminin aşırı tepki veren hücrelerini sakinleştirirler. Bunu, yangın çıkan bir binaya giren ve yangını söndürüp soğutma çalışması yapan itfaiyecilere benzetebiliriz. Cilt altındaki bu “biyolojik yangını” söndürdüklerinde, cildin sürekli savunma modunda kalmasına gerek kalmaz ve onarım moduna geçer.
Bu etkinin sağladığı faydalar şunlardır:
- Kızarıklığın azalması
- Ödemin inmesi
- Cilt hassasiyetinin giderilmesi
- Damar görünümünün hafiflemesi
Klinik pratiğimizde, özellikle lazer işlemleri, altın iğne veya cerrahi operasyonlar sonrasında oluşan ödem ve kızarıklığı hızla geçirmek için de eksozomlardan faydalanıyoruz. Rosacea hastalarında ise atakların sıklığını azaltmak ve cildin tolerans eşiğini yükseltmek için mükemmel bir destek tedavi seçeneğidir. Kortizonlu kremler gibi sadece semptomu baskılamak yerine, sorunun kökenindeki immünolojik dengesizliği düzenlemeye yardımcı olurlar.
Saç Dökülmesi Tedavisinde ve Saç Ekimi Süreçlerinde Eksozom Kullanımı Neyi Değiştirir?
Saç dökülmesi, hem erkekler hem de kadınlar için ciddi bir estetik kaygı kaynağıdır. Dökülmenin temel nedenlerinden biri, saç köklerinin (foliküllerinin) beslenememesi, küçülmesi (minyatürleşme) ve nihayetinde uyku fazına geçerek üretim yapmayı durdurmasıdır. Eksozomlar, saç restorasyonunda cerrahi olmayan en güçlü biyolojik silahlarımızdan biridir.
Saçlı deriye uygulandığında, eksozomlar saç köklerindeki kök hücreleri uyarır. “Wnt/β-katenin” adı verilen özel sinyal yollarını aktive ederek, uyuyan saç köklerini tekrar büyüme fazına (anagen faz) geçmeye zorlarlar. Bu etkiyi, kurumuş ve solmuş bir bitkiye verilen güçlü bir yaşam iksiri gibi düşünebilirsiniz.
Saç tedavisindeki etkileri şunlardır:
- Saç dökülmesinin durdurulması
- Saç tellerinin kalınlaşması
- Yeni saç çıkışının teşviki
- Saçlı deri sağlığının iyileştirilmesi
Ayrıca saç ekimi operasyonlarında eksozomların kullanımı, başarı oranını dramatik bir şekilde artırır. Saç ekimi sırasında kökler yerlerinden alınıp yeni bir yere taşındıklarında büyük bir travma yaşarlar. Ekim öncesi veya sonrası uygulanan eksozomlar, bu köklerin yeni yerlerine tutunmasını kolaylaştırır, kanlanmayı artırarak beslenmelerini sağlar ve donör bölgedeki iyileşmeyi hızlandırır. Yani eksozomlar hem mevcut saçları korumak hem de ekilen saçların firesiz çıkmasını sağlamak için kritik bir rol üstlenir.
WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Tedaviler hakkında bilgi almak için butona tıklamanız yeterli.
Klinik Uygulama Süreci Nasıldır ve Hastayı Neler Bekler?
Eksozom tedavisi, son derece konforlu, hızlı ve hastanın sosyal hayatını etkilemeyen bir “öğle arası prosedürüdür”. Hastalarımız genellikle bu işlemin karmaşık veya ağrılı olmasından endişe ederler, ancak süreç oldukça basittir.
Uygulama aşamaları şunlardır:
- Cilt temizliği
- Lokal anestezik krem uygulaması
- Eksozomların hazırlanması
- Enjeksiyon veya mikro iğneleme işlemi
İlk olarak hastanın cildi temizlenir ve işlemin tamamen ağrısız olması için güçlü lokal anestezik kremler sürülür. Yaklaşık 20 dakika beklendikten sonra cilt uyuşur. Bu sırada eksozom süspansiyonu, soğuk zincir kurallarına uygun olarak saklandığı dolaptan çıkarılır ve taze olarak hazırlanır.
Uygulama için genellikle mikro iğneleme (Dermapen vb.) cihazları veya çok ince uçlu mezoterapi iğneleri tercih edilir. Mikro iğneleme yöntemi, ciltte binlerce mikroskobik kanal açarak hem eksozomların cildin derin tabakalarına ulaşmasını sağlar hem de iğnelemenin kendi yarattığı kolajen tetikleme etkisinden faydalanır. İşlem tüm yüz için yaklaşık 30 dakika sürer. Ağrı hissi minimaldir; hastalar genellikle sadece hafif bir titreşim veya baskı hissederler. İşlem bittikten sonra hastamız hemen ayağa kalkıp günlük yaşantısına dönebilir.
Tedavinin Sonuçları Ne Zaman Görülür ve Etkisi Ne Kadar Sürer?
Eksozom tedavisi bir sihirbazlık değil bir biyolojik inşaat sürecidir. Bu nedenle etkiler “bir anda” değil kademeli ve artarak ortaya çıkar. İlk günlerde cildin nemlendiğini ve parladığını hissedersiniz, ancak asıl yapısal değişimler hücrelerin çalışmasıyla zaman içinde gerçekleşir.
Beklenen süreç şöyledir:
- İlk 1-2 hafta
- 4-6 hafta arası
- Uzun vadeli dönem
İlk 1-2 haftada ciltte canlılık, parlaklık ve nem artışı gözlemlenir. Bu cildin yüzeysel olarak toparlandığının işaretidir. Asıl hedefimiz olan kolajen artışı, sıkılaşma ve kırışıklıkların azalması ise 4-6 hafta sonra belirginleşmeye başlar. Çünkü fibroblastların yeni kolajen üretmesi ve bu kolajenin cilde yerleşmesi biyolojik bir zaman alır.
Tam ve kalıcı bir sonuç için genellikle tek seans yeterli değildir. Cildin hasar durumuna ve hastanın yaşına göre 3 ila 6 seanslık protokoller öneriyoruz. Seans araları genellikle 4-6 haftadır. Bu süre, cildin verilen komutları yerine getirmesi için gereken zamandır. Kür tamamlandığında elde edilen sonuçlar, yapay bir dolgu maddesi olmadığı için uzun ömürlüdür. Ancak yaşlanma yaşayan bir süreç olduğu için, elde edilen bu iyilik halini korumak adına 6 ayda veya yılda bir yapılan hatırlatma seansları, sonucun yıllarca korunmasını sağlar.
Eksozom Tedavisinin Güvenlik Profili Nasıldır ve Yan Etkileri Var mıdır?
Tıbbi işlemlerde en önemli kural “önce zarar verme” ilkesidir. Eksozom tedavisi, biyolojik uyumluluğu en yüksek tedavilerden biridir. İnsan kaynaklı olması ve hücre içermemesi nedeniyle vücut tarafından reddedilme veya ters tepki verme ihtimali son derece düşüktür.
Olası geçici yan etkiler şunlardır:
- Hafif kızarıklık
- Minimal ödem
- Uygulama bölgesinde hassasiyet
- Geçici morluklar
Bu etkiler genellikle enjeksiyonun kendisine, yani iğne girişine bağlı fiziksel tepkilerdir ve ürünün kendisinden kaynaklanmaz. Kızarıklık ve ödem çoğu zaman birkaç saat içinde, en geç ertesi gün kendiliğinden geçer. Enfeksiyon riski, her enjeksiyonlu işlemde olduğu gibi mevcuttur ancak steril klinik koşullarda, uzman hekimler tarafından yapıldığında bu risk yok denecek kadar azdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Eksozomlar, saç köklerindeki hücrelere onarıcı sinyaller göndererek saç büyümesini destekler. Hücresel yenilenmeyi artırarak saç dökülmesini azaltabilir ve yeni saç çıkışını teşvik edebilir.
Eksozomlar, kolajen üretimini artırarak cilt elastikiyetini ve parlaklığını geliştirir. İnce çizgi ve kırışıklıkların azalmasına yardımcı olur, cilde daha genç ve sağlıklı bir görünüm kazandırır.
PRP hastanın kendi kanından hazırlanırken, eksozomlar kök hücrelerden elde edilen nano-parçacıklardır ve çok daha yoğun biyoaktif içerik sunar. Bu nedenle etkileri daha hızlı ve belirgin olabilir.
Leke, akne izleri, sivilce sonrası cilt hasarı, ince kırışıklıklar, elastikiyet kaybı ve mat görünüm gibi birçok cilt problemi için uygulanabilir.
Uygun şekilde elde edilen ve dermatolojik kontrol altında uygulanan eksozomlar genellikle güvenlidir. Hafif kızarıklık veya ödem dışında ciddi yan etki bildirilmez.
Kişinin ihtiyacına göre değişmekle birlikte, genellikle 3-4 hafta aralıklarla 3-4 seans önerilir. Etkilerin sürdürülebilirliği için yılda 1-2 kez tekrarlanabilir.
İşlem sonrası 24-48 saat boyunca güneşten korunmak, makyaj yapmamak ve cilt bariyerini zedeleyen ürünlerden kaçınmak gerekir. Nemlendirici ve güneş koruyucu kullanımı önemlidir.
Uygulamadan sonra eksozomların biyolojik etkisi haftalar boyunca devam eder. Ciltte gözle görülür iyileşmeler genellikle 2-4 hafta içinde başlar ve aylarca sürebilir.
Gebelik ve emzirme döneminde güvenlik verileri sınırlı olduğundan, bu süreçlerde eksozom tedavisi önerilmez.
Fraksiyonel lazer, mikroneedling, PRP ve mezoterapi gibi işlemlerle birlikte kullanıldığında eksozomların etkisi artabilir. Ancak kombine plan mutlaka uzman kontrolünde yapılmalıdır.

